-
İsmail Cingöz
Tarih: 20-06-2026 15:47:00
Güncelleme: 20-06-2026 15:47:00
İsmail CİNGÖZ
Özet
Doğu Akdeniz, son yıllarda enerji kaynakları, ulaştırma koridorları ve büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabet nedeniyle uluslararası siyasetin en önemli stratejik bölgelerinden biri hâline gelmiştir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi'nde gündeme gelen Eastern Mediterranean Gateway Act (Doğu Akdeniz Geçit Yasası), bölgeyi Avrupa, Orta Doğu ve Hint-Pasifik arasında enerji ve lojistik bağlantı merkezi olarak yeniden tanımlamayı amaçlamaktadır. Ancak söz konusu girişimde Türkiye'nin yer almaması dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Washington’un bu girişimiyle Doğu Akdeniz enerji ve ulaştırma mimarisini yeniden şekillendirirken Türkiye’nin yanı sıra Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının jeoekonomik potansiyelini de göz ardı ettiği anlaşılmaktadır. Ancak Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın Orta Koridor ekseninde geliştireceği ekonomik ve stratejik iş birliğinin hem bölgesel istikrar hem de Avrasya bağlantısallığının geleceği açısından önemli fırsatlar sunarak Türkiye aleyhine planlanan hamleleri dengeleme imkânına sahip olduğu muhakkaktır.
Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz, Doğu Akdeniz Geçit Yasası, Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Orta Koridor.
Giriş
XXI. yüzyılın ilk çeyreğinde enerji güvenliği, ulaştırma koridorları ve kritik altyapılar uluslararası rekabetin temel unsurları hâline gelmiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrupa'nın enerji arz güvenliği arayışları Doğu Akdeniz'in stratejik önemini daha da artırmıştır.
Bu çerçevede ABD Kongresi'nde gündeme gelen Doğu Akdeniz Geçit Yasası, Doğu Akdeniz'i Avrupa, Orta Doğu ve Hint-Pasifik bölgeleri arasında stratejik bir bağlantı merkezi olarak yeniden tanımlamaktadır.[1] Ancak yasa tasarısında Türkiye'nin yer almaması dikkat çekmektedir. Bu durum yalnızca Türkiye'nin bölgesel rolü açısından değil, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Orta Koridor ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi bağlamında da değerlendirilmesi gereken bir gelişmedir.
Doğu Akdeniz'de Yeni Jeopolitik Mimari
Doğu Akdeniz'de son yıllarda oluşan yeni enerji ve güvenlik mimarisi büyük ölçüde Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ve Mısır ekseninde şekillenmektedir. Doğu Akdeniz Geçit Yasası ile ABD’nin, gözlemci ülke olarak yer aldığı East Mediterranean Gas Forum (EMGF) [2] üzerinden bölgesel enerji iş birliğini kurumsallaştırmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
ABD tarafından desteklenen yeni yaklaşım, enerji güvenliği ile ulaştırma koridorlarını bir arada ele almakta ve Avrupa'nın enerji arz çeşitliliğini artırmayı hedeflemektedir.[3]
Türkiye'nin Dışlanmasının Jeopolitik Arka Planı
Türkiye ile Yunanistan ve GKRY arasında uzun yıllardır devam eden deniz yetki alanları anlaşmazlıkları, Doğu Akdeniz'deki enerji projelerinin siyasi niteliğini artırmıştır.[4] Bu nedenle bölgedeki enerji ve ulaştırma girişimleri çoğu zaman jeopolitik rekabetin bir uzantısı olarak şekillenmektedir.
Ancak Türkiye'nin mevcut enerji altyapısı ve coğrafi konumu dikkate alındığında, Avrupa ile Orta Doğu ve Asya arasındaki enerji taşımacılığında önemli bir transit ülke olma yönünde ciddi mesafe kat ettiği görülmektedir.[5]
ABD'nin Türkiye'yi dışlayan yaklaşımının arka planında yalnızca enerji projeleri değil, aynı zamanda Washington-Ankara ilişkilerinde son yıllarda yaşanan stratejik güven bunalımı da bulunmaktadır. S-400 krizi, F-35 programından çıkarılma süreci, Suriye'nin kuzeyindeki güvenlik politikalarına ilişkin görüş ayrılıkları ve Türkiye'nin son dönemde daha özerk dış politika izleme eğilimi, ABD karar vericilerinin bölgesel projelerde Türkiye yerine alternatif ortaklıklar geliştirmesine zemin hazırlamıştır. Ancak bu yaklaşım, Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi avantajları ortadan kaldırmadığı gibi, bölgesel projelerin ekonomik verimliliğini de azaltabilecek sonuçlar doğurabilecektir.
ABD'nin Doğu Akdeniz Stratejisi ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi
Doğu Akdeniz Geçit Yasası yalnızca bölgesel bir enerji projesi değildir. Bu girişim aynı zamanda Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne alternatif ulaştırma ağları oluşturma çabasının bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Çin tarafından 2013 yılında ilan edilen Kuşak ve Yol Girişimi; Asya, Avrupa ve Afrika'yı birbirine bağlayan altyapı, ticaret ve lojistik ağlarının geliştirilmesini hedeflemektedir.[6]
Washington tarafından desteklenen Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru IMEC ve Doğu Akdeniz Geçit Yasası projeleri ise Avrupa ile Asya arasındaki bağlantılarda Çin merkezli ağlara alternatif güzergâhlar oluşturmayı amaçlamaktadır.[7] Ancak Çin'i çevreleme hedefiyle Asya-Pasifik planları kapsamında zaman zaman geleneksel müttefikleriyle dahi görüş ayrılıkları yaşayabilen Washington, Çin'in Avrupa'ya açılan en kritik alternatif güzergâhı olan Orta Koridor'un merkezindeki Türkiye'yi neden dışlamaktadır? Dolayısıyla Avrupa'nın enerji güvenliğini Türkiye üzerinden güçlendiren altyapıyı destekleyen Washington'un, aynı Türkiye'yi yeni enerji mimarisinin dışında bırakmaya çalışması stratejik bir paradokstur.
Paradoksal biçimde Türkiye'nin dışlandığı her jeopolitik proje, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi için ilave fırsatlar üretmektedir. Çünkü Türkiye'nin merkezinde yer aldığı Orta Koridor, Çin ile Avrupa arasında Rusya dışındaki en kısa ve güvenli kara bağlantısı niteliğindedir. Bu nedenle Türkiye'nin sistematik biçimde dışlandığı bir Avrasya mimarisi, Washington'un Çin'i çevreleme stratejisinin etkinliğini azaltabilecek sonuçlar doğurabilir.
.jpeg)
Türk Devletleri Teşkilatı ve Orta Koridorun Stratejik Önemi
Türk Devletleri Teşkilatı son yıllarda ekonomik, ulaştırma ve enerji alanlarında kurumsal iş birliğini geliştirmeyi hedefleyen önemli bir bölgesel aktör hâline gelmiştir.[8] Özellikle Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru (Orta Koridor), Çin ile Avrupa arasındaki taşımacılıkta alternatif ve güvenli bir güzergâh olarak öne çıkmaktadır.[9] Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu da bu koridorun en önemli bileşenlerinden biri hâline gelmiş ve Türk dünyasının Avrupa ile bağlantısını güçlendirmiştir.[10]
Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının sahip olduğu enerji kaynakları, ulaştırma ağları ve genç nüfus dikkate alındığında, Avrasya'nın gelecekteki ekonomik yapılanmalarında daha önemli bir rol üstlenmesi beklenmektedir.
Türkiye'nin ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın Dışlanmasının Stratejik Sonuçları
Doğu Akdeniz Geçit Yasası kapsamında şekillenen yeni jeopolitik yaklaşım, ilk bakışta Doğu Akdeniz'deki enerji ve ulaştırma iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen bölgesel bir girişim olarak görünmektedir. Ancak Türkiye'nin ve dolaylı olarak Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının bu stratejik denklem dışında bırakılması, uzun vadede ABD'nin küresel jeostratejik hedefleri açısından da çeşitli çelişkiler doğurabilecek niteliktedir.
Bugün Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkeler yaklaşık 175 milyonluk nüfusa, 4,5 milyon kilometrekareyi aşan bir coğrafya, 1,5 trilyon doların üzerinde ekonomik büyüklüğe sahip Türk dünyası coğrafyasının enerji kaynaklarına erişim imkânına sahiptir.[11] Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Azerbaycan'ın sahip olduğu hidrokarbon kaynakları Avrupa'nın enerji arz güvenliği açısından stratejik önem taşımaktadır.[12]
Dünya Bankası'nın 2024 yılında yayımladığı Middle Corridor Transport and Trade Connectivity raporuna göre gerekli yatırımların tamamlanması hâlinde Orta Koridor üzerindeki yük hacminin 2030 yılına kadar üç katına çıkması beklenmektedir.[13]
Öte yandan Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında geliştirdiği kara ulaştırma ağlarının önemli bölümü Türk dünyası coğrafyasından geçmektedir. Dünya Bankası verilerine göre Orta Koridor'un tam kapasiteyle işletilmesi hâlinde Avrupa-Asya ticaretinde taşıma sürelerinin ve maliyetleri ciddi oranlarda azaltacağı hesaplanmaktadır.[14]
Bu bağlamda Türkiye'nin dışlandığı bir Doğu Akdeniz enerji ve ulaştırma mimarisi yalnızca Ankara'nın değil, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı'nın oluşturduğu Avrasya bağlantısallığının da göz ardı edilmesi anlamına gelmektedir.
Daha da önemlisi, Türkiye'nin sistematik biçimde dışlandığı jeopolitik projeler Ankara'yı alternatif ortaklık arayışlarına yönlendirecektir ve bu durum, ABD'nin Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ni sınırlandırma ve Rusya'nın Avrasya üzerindeki etkisini azaltma hedefleriyle çelişen sonuçlar doğuracaktır.
Sonuç ve Değerlendirme
Doğu Akdeniz Geçit Yasası, görünürde Doğu Akdeniz'de enerji güvenliği ve ulaştırma bağlantısallığını geliştirmeyi amaçlayan bir girişim gibi görünse de gerçekte XXI. yüzyılın küresel jeopolitik rekabetinin yeni cephelerinden birini temsil etmektedir.
Türkiye'nin söz konusu jeopolitik tasarımın dışında bırakılması coğrafi gerçekliklerle örtüşmemektedir; çünkü Türkiye; Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'in kesişim noktasında yer alan benzersiz konumuyla yalnızca bölgesel bir aktör değil, aynı zamanda Avrasya'nın en önemli enerji, ulaştırma ve lojistik merkezlerinden biridir.
Benzer şekilde Türk Devletleri Teşkilatı da artık yalnızca kültürel bir iş birliği platformu olmaktan çıkmış; enerji güvenliği, ulaştırma koridorları, ticaret ağları ve bölgesel entegrasyon alanlarında giderek daha fazla ağırlık kazanan stratejik bir yapıya dönüşmüştür.
Bu çerçevede Türkiye’nin geliştirmesi gereken stratejik karşılıklar şu başlıklarda toplanabilir:
Türkiye;
Mersin Limanı, Filyos Limanı, Irak Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, BTK Demiryolu projelerini tek bir entegre Avrasya stratejisi altında birleştirmelidir. Aynı zamanda Türkiye; KKTC, Azerbaycan merkezli olarak Türk Devletleri ile birlikte Doğu Akdeniz'de yeni enerji ve ulaştırma platformları geliştirmelidir. Ayrıca TDT bünyesinde Ortak Enerji Konseyi, Ortak Lojistik Konseyi ve Orta Koridor Koordinasyon Merkezi kurulmalıdır.
Sonuç olarak; Doğu Akdeniz'in geleceği yalnızca deniz yetki alanları veya enerji rezervleri üzerinden değil; Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Orta Koridor ve Hazar Havzası'nı kapsayan devasa Avrasya jeopolitiği perspektifinden değerlendirilmelidir. Aksi hâlde kurulmaya çalışılan yeni jeoekonomik mimari eksik kalacak ve küresel güç rekabetinin gerçek dinamiklerini yansıtamayacaktır.
Dolayısıyla Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın jeostratejik ağırlığının göz ardı edildiği bir Doğu Akdeniz mimarisinin uzun vadede sürdürülebilir olması güç görünmektedir. Bu nedenle Gateway Yasası'nın öngördüğü bölgesel düzenin uygulamada önemli jeopolitik ve jeoekonomik sınırlamalarla karşılaşması muhtemeldir.
=================
İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com
[1] Eastern Mediterranean Gateway Act, April 29, 2026, https://www.govinfo.gov/content/pkg/BILLS-119s4443is/pdf/BILLS-119s4443is.pdf (Erişim Tarihi: 19.06.2026)
[2] East Mediterranean Gas Forum (EMGF), https://emgf.org/
[3] Osman Gazi Kandemir, “Doğu Akdeniz'de Yeni Denklem: ABD Destekli Enerji ve Güvenlik Mimarisi Şekilleniyor”, Independent Türkçe, 19.06.2026. https://www.indyturk.com/node/778763/türki̇yeden-sesler/doğu-akdenizde-yeni-denklem-abd-destekli-enerji-ve-güvenlik-mimarisi (Erişim Tarihi: 19.06.2026)
[4] Fatih Turan, Doğu Akdeniz'de Deniz Yetki Alanları Mücadelesi, Dergi Park, Alınteri Sosyal Bilimler Dergisi (2022) 6(1): 47-66. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2291386 (Erişim Tarihi: 19.06.2026)
[5] Yusuf Yazar, Enerji İlişkileri Bağlamında Türkiye ve Orta Asya Ülkeleri – Rapor- Ahmet Yesevi Üniversitesi, Haziran 2011, https://www.ayu.edu.tr/mypanel/_app/upload/yayin/dosya/9dfcd5e558dfa04aaf37f137a1d9d3e5.pdf (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
[6] National Development and Reform Commission (NDRC), Asia Society Policy Institute, https://asiasociety.org/policy-institute/navigating-belt-road-initiative-toolkit/stakeholders/chinese-government/national-development-and-reform-commission-ndrc (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
[7] Mehmet Uğur Ekinci, IMEC, Doğu Akdeniz ve Türkiye, Sabah Gazetesi, 11.04.2026. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/perspektif/mekinci/2026/04/11/imec-dogu-akdeniz-ve-turkiye (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
[8] Nur Çetin ve Özlem Yurdugüzel, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Kuruluş ve Gelişmesinde Türkiye’nin Rolü, Dergi Park, Avrasya Etüdleri, Yıl: 31, S.: 64, ss.: 121-160. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5041312 (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
[9] Paksoy, Avrasya Bağlantısında Bir Dönüm Noktası: Orta Koridor’un Stratejik Yükselişi ve Türkiye’nin Jeopolitik Rolü, 03.09.2025. https://paksoy.av.tr/2025/09/avrasya-baglantisinda-bir-donum-noktasi-orta-koridorun-stratejik-yukselisi-ve-turkiyenin-jeopolitik-rolu/ (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
[10] Bora Odabaşı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, AVİM, Analiz No: 2026/26. 12.06.2026. https://avim.org.tr/tr/Analiz/BAKU-TIFLIS-KARS-DEMIRYOLU-HATTI (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
[11] Ömer Kocaman, Türk Devletleri Teşkilatı: Stratejik Bir Bakış, Kriter Dergisi, 01.11.2022, Kasım 2022, Y.: 7, S.: 73. https://kriterdergi.com/dosya-turk-devletleri-teskilati/turk-devletleri-teskilati-stratejik-bir-bakis (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
[12] Yavuz Özdemir, “Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın Enerji Potansiyelleri ve Politikaları”, T.C. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2007. (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
[13] Dünya Bankası “Orta Koridorda 2030 2030 Yılına Kadar Ticareti Üç Katına Çıkarabilecek 10 Öncelikli Eylem”, (t.y). https://www.worldbank.org/tr/region/eca/brief/10-priority-actions-that-can-triple-trade-in-the-middle-corridor-by-2030 (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
[14] Şerafettin Aras, Avrupa-Asya Ticaretine Soluk Aldıracak Lojistik Koridorların Odağındaki Türkiye, Uluslararası Nakliyeciler Derneği, 13.08.2024. https://www.und.org.tr/medya-detay/undden-haberler/avrupa-asya-ticaretine-soluk-aldiracak-lojistik-koridorlarin-odagindaki-turkiye (Erişim Tarihi: 20.06.2026)
- Trump'ın İran Paradoksu: Reddedilen Anlaşmadan Daha Esnek Bir Mutabakata Doğru
- ABD-İran Geriliminde İslamabad Eşiği: Barış mı, Taktik Mola mı?
- Ermenistan’da 2026 Parlamento Seçimleri ve Güney Kafkasya’nın Jeopolitik Geleceği: Paşinyan’ın Güçlenen Meşruiyeti, Bölgesel Güç Rekabeti ve Normalleşme Süreçleri
- Birleşmiş Milletler'in Meşruiyet Krizi ve Çok Kutuplu Dünya Düzeninin Yükselişi: Küresel Yönetişimin Geleceği Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme
- ABD-İRAN GERİLİMİNDE YENİ AŞAMA: HÜRMÜZ'DEN BÖLGESEL SAVAŞA MI?
- İbrahim Anlaşmaları ve Ortadoğu’nun Yeniden Yapılanması: Türkiye, İran ve Yeni Jeopolitik Düzenin İnşası
- ABD’nin İran Krizi, İç Siyasal Kırılganlıklar ve Federal Birlik Tartışmaları Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme
- Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi
- Moldova–Romanya Birleşme Planları ve Gagauzya Üzerinden Türkiye’ye Olası Etkileri
- Çok Kutuplu Sistem Arayışı ve Çin-Rusya Stratejik Eşgüdümü
- Türk Devletleri Teşkilatı’nın Jeopolitik Dönüşümü
- Islahat Fermanı - 18 Şubat 1856