-
İsmail Cingöz
Tarih: 22-09-2026 07:56:00
Güncelleme: 22-09-2026 07:56:00
İsmail CİNGÖZ
Uluslararası Siyaset Uzmanı
Özet
Birleşik Krallık’ta İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın anayasal geleceklerine ilişkin tartışmalar, 2026 itibarıyla iç siyaset sınırlarını aşarak Atlantik güvenliği, Avrupa savunma mimarisi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)–Birleşik Krallık ilişkileri ve uluslararası sistem açısından stratejik önem kazanmıştır. İskoçya’da yeni bağımsızlık referandumu arayışının sürmesi, Galler’de bağımsızlığı savunan siyasi kadronun hükümete gelmesi ve Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesi tartışmalarının yeniden gündeme taşınması, Birleşik Krallık’ın geleceğine ilişkin yeni senaryolar ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışma; muhtemel anayasal çözülmenin Londra’nın küresel gücüne, Atlantik sistemine, Avrupa’ya, Birleşmiş Milletler (BM) düzenine ve Türkiye merkezli Türk dünyasına muhtemel yansımalarını ele almakta; Londra’nın toprak merkezli güçten ağ merkezli küresel güce dönüşme ihtimalini tartışmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Birleşik Krallık, İskoçya, Kuzey İrlanda, ABD, Avrupa, Türk Devletleri Teşkilatı, yeni dünya sistemi.

Giriş
Birleşik Krallık yalnızca Avrupa kıtasındaki bir devlet değildir. Londra; NATO, nükleer caydırıcılık, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), küresel finans sistemi, Commonwealth (İngiliz Milletler Topluluğu), istihbarat ağları ve Atlantik bağlantılarının önemli merkezlerinden biridir. Bu nedenle ülkenin anayasal bütünlüğünü ilgilendiren gelişmelerin sonuçları, iç siyasetin çok ötesine uzanabilir.
2026 bu açıdan dikkat çekici gelişmelere sahne olmuştur. Scottish Government (İskoç Hükümeti), 28 Ağustos 2026’da yeni bir bağımsızlık referandumu için taslak yasa yayımlamıştır. Mayıs 2026 seçimlerinin ardından İskoç Parlamentosunda yeni referandum yetkisi talebini destekleyen çoğunluk oluşmuş; ancak Westminster (Birleşik Krallık’ın merkezî siyasi kurumları) gerekli yetki devrini kabul etmemiştir (Scottish Government, 2026a; House of Commons Library, 2026).
Galler’de Rhun ap Iorwerth’un Mayıs 2026’da First Minister (Birinci Bakan) olması anayasal tartışmalara yeni bir boyut kazandırmıştır. 14 Eylül 2026’da İskoçya ve Galler hükümetleri arasında imzalanan Cardiff Agreement (Cardiff Anlaşması), iki hükümet arasında geniş kapsamlı iş birliği öngörürken, anlaşmanın önsözü ayrıca önemli bir siyasi vurgu taşımaktadır: İskoçya ve Galler’de görev yapan hükümetler, her iki ülkenin de gelecekte bağımsız devletler olarak varlık gösterebilecekleri yaklaşımını paylaşmaktadır (Welsh Government, 2026).
Kuzey İrlanda’nın durumu ise farklı bir hukuki zemine sahiptir. Belfast/Good Friday Agreement (Belfast/Hayırlı Cuma Anlaşması) ile Northern Ireland Act 1998 (1998 Kuzey İrlanda Yasası), Kuzey İrlanda’nın anayasal statüsünün halkın iradesine bağlı olarak değiştirilebilmesine imkân tanımaktadır. Mevcut hukuki çerçeveye göre Birleşik Krallık’ın Kuzey İrlanda’dan sorumlu bakanı, çoğunluğun İrlanda ile birleşme yönünde oy kullanmasının muhtemel olduğuna kanaat getirmesi hâlinde sınır referandumu düzenlemekle yükümlüdür (House of Commons Library, 2025). Böylece İskoçya’da bağımsızlık, Galler’de anayasal statü ve Kuzey İrlanda’da birleşme tartışmaları, aynı devlet yapısının geleceğini farklı hukuki ve siyasi mekanizmalar üzerinden gündeme taşımaktadır.
Bununla birlikte söz konusu üç anayasal tartışmanın hukuki dayanakları, siyasi dinamikleri ve gerçekleşme ihtimalleri birbirinden farklıdır; bu çalışma bunları kesinleşmiş bir çözülme süreci olarak değil, ortak sonuçlar doğurabilecek senaryolar çerçevesinde ele almaktadır.
Çalışma, resmî hükümet belgeleri, parlamento araştırma notları, uluslararası kuruluş verileri ve güncel açık kaynaklar temelinde nitel senaryo analizi yaklaşımıyla hazırlanmıştır.
Washington’ın Stratejik Hesabı
ABD Başkanı Donald Trump’ın Eylül 2026’daki İrlanda ziyareti sırasında Birleşik İrlanda fikrine destek veren açıklamalarda bulunması tartışmaların uluslararası boyutunu güçlendirmiştir. Trump, İrlanda’nın birleşmesini görmek istediğini açıklarken İskoç bağımsızlığı hakkında konuşmak için henüz erken olduğunu belirtmiştir (Erickson & Halpin, 2026).
Ancak bu açıklamalardan Washington’ın Birleşik Krallık’ın parçalanmasını stratejik hedef olarak gördüğü sonucu çıkarılamaz. ABD ile Birleşik Krallık arasındaki savunma, nükleer ve istihbarat ilişkileri kurumsal niteliktedir. Bunun önemli göstergelerinden biri AUKUS’tur (Avustralya–Birleşik Krallık–ABD güvenlik ortaklığı). Üç ülkenin savunma yetkilileri 30 Mayıs 2026’da konvansiyonel silahlı, nükleer tahrikli denizaltılar ile ileri savunma teknolojileri alanındaki iş birliğini sürdürme taahhütlerini yeniden teyit etmiştir (UK Ministry of Defence, 2026a).
Dolayısıyla Washington açısından muhtemel tablo çift yönlüdür. Olası bir çözülme, Londra’nın göreli kapasitesini azaltarak ABD’nin ikili ilişkilerdeki pazarlık ağırlığını artırabilir; ancak Birleşik Krallık’ın askerî ve diplomatik gücündeki gerileme Washington’ın Atlantik ve Avrupa güvenliğindeki yükünü de büyütebilir. Bu nedenle asıl mesele Washington’ın niyetinden çok, muhtemel bir çözülmenin Atlantik ittifakı içindeki güç ve yük paylaşımını nasıl değiştireceğidir.
İskoçya: Ekonomiden Öte Stratejik Coğrafya
İskoçya’nın ayrılması Londra açısından yalnızca nüfus, ekonomi veya kamu gelirlerinde azalma anlamına gelmez. İskoçya’nın Kuzey Denizi faaliyetleri dâhil 2025 yılı nominal Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sı (GSYH) yaklaşık 230,9 milyar sterlindir. Mevcut Birleşik Krallık mali çerçevesi içinde, 2025–2026 döneminde İskoçya’da elde edilen 98,3 milyar sterlinlik kamu geliri, Birleşik Krallık toplamının yaklaşık yüzde 8’ine karşılık gelmektedir (Scottish Government, 2026b; Scottish Government, 2026c).
Asıl stratejik mesele ise askerî coğrafyadır. Birleşik Krallık’ın denizaltı temelli nükleer caydırıcılığının merkezi İskoçya’daki HMNB Clyde [His Majesty’s Naval Base Clyde (Majestelerinin Clyde Deniz Üssü)] bünyesindeki Faslane ana yerleşkesidir. Birleşik Krallık’ın denizaltı kuvvetlerinin temel merkezlerinden biri olan bölgede nükleer caydırıcılığın kritik altyapısı bulunmaktadır. Londra ayrıca Faslane ve diğer deniz üslerini kapsayan altyapı yatırımları için önümüzdeki on yılda yaklaşık 26 milyar sterlinlik program yürütmektedir (UK Ministry of Defence, 2026b).
Bağımsız bir İskoçya’nın nükleer silahların topraklarında konuşlandırılmasına izin vermemesi durumunda Londra, caydırıcılık mimarisi için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulabilir. NATO da ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’nın stratejik nükleer kuvvetlerinin İttifakın genel caydırıcılığındaki önemini açık biçimde vurgulamaktadır (NATO, 2026). Bu nedenle İskoçya meselesinin sonucu yalnızca Londra–Edinburgh ilişkilerini değil, Avrupa’nın nükleer güvenlik mimarisini de ilgilendirmektedir.
Avrupa ve Atlantik Sisteminde Yeni Denge
Londra’nın askerî ve diplomatik ağırlığındaki göreli gerileme, Fransa’nın nükleer kapasitesi ve BMGK daimî üyeliğinden kaynaklanan konumunu daha görünür hâle getirebilir; Almanya ve Polonya’nın konvansiyonel savunmadaki ağırlığı da artabilir.
Ancak Londra’nın gücü yalnızca ülke coğrafyasına dayanmamaktadır. City of London (Londra finans merkezi), diplomasi, istihbarat, teknoloji, deniz gücü, nükleer kapasite, AUKUS ve Commonwealth bağlantıları Londra’nın ulusal sınırlarının ötesinde etki üretmesini sağlamaktadır.
Bu nedenle olası bir çözülmenin ardından Londra’nın stratejik cevabı içe kapanmak yerine küresel ağlarını daha fazla güçlendirmek olabilir. ABD, Kanada, Avustralya, Hint-Pasifik ülkeleri ve Commonwealth ile bağlantılarını derinleştiren Londra, klasik toprak merkezli büyük güç modelinden daha belirgin bir “ağ gücü” modeline yönelebilir.
Bu tablo, coğrafi küçülmenin Londra açısından zorunlu olarak küresel etkisizleşme anlamına gelmeyeceğini göstermektedir. Belirleyici olan, finans, teknoloji, istihbarat ve ittifak ağlarının ortaya çıkabilecek nüfus ve coğrafya kaybını ne ölçüde telafi edebileceğidir.
Birleşmiş Milletler Boyutu
Birleşik Krallık, Çin, Fransa, Rusya ve ABD ile birlikte BMGK’nın beş daimî üyesinden biridir (United Nations, 2026).
İskoçya’nın tek başına ayrılması durumunda Londra’nın Güvenlik Konseyi koltuğunu otomatik olarak kaybedeceğini söylemek mümkün değildir. House of Commons Library (Avam Kamarası Kütüphanesi) tarafından daha önce yapılan değerlendirmelerde, “Birleşik Krallık’ın geri kalanının” mevcut devletin devamı olarak kabul edilmesinin en muhtemel senaryolardan biri olduğu belirtilmiştir. Bu senaryoda mevcut devletin devamlılığı kabul edildiği takdirde BM ve Güvenlik Konseyi üyeliğinin sürdürülmesi güçlü bir hukuki-siyasi ihtimal olarak değerlendirilebilir (House of Commons Library, 2016).
Buna karşılık İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın farklı süreçlerle ayrıldığı daha kapsamlı bir çözülme, meseleyi siyasi bakımdan daha tartışmalı hâle getirebilir. Hukuki devamlılık mümkün olsa bile nüfus, coğrafya ve stratejik kapasitedeki azalma, 1945 güç dağılımını yansıtan Güvenlik Konseyi yapısının temsil niteliğine ilişkin reform tartışmalarını güçlendirebilir.
Bu nedenle asıl mesele yalnızca Londra’nın koltuğunu koruyup koruyamayacağı değil, 21. yüzyıl güç dağılımının mevcut BM yapısına ne ölçüde yansıtılabileceğidir.
Londra: Toprak Gücünden Ağ Gücüne
Yeni dünya sistemi tartışmaları açısından Birleşik Krallık örneği, güç kavramındaki dönüşümü göstermesi bakımından önemlidir. Çin’in ekonomik, teknolojik ve askerî kapasitesindeki yükselişi sürerken ABD küresel askerî, finansal ve teknolojik sistemin başlıca merkezlerinden biri olmaya devam etmektedir. Ancak uluslararası güç artık yalnızca nüfus, toprak ve ekonomik büyüklükle ölçülmemektedir.
Olası bir çözülme Londra’nın ekonomik ve askerî kapasitesini azaltabilir ve ABD karşısındaki göreli hareket alanını daraltabilir. Buna karşılık City of London, Commonwealth, diplomasi, istihbarat, bilim ve eğitim kurumları ile AUKUS benzeri güvenlik ağları Londra’ya devlet coğrafyasının ötesinde etki üretme imkânı sağlayabilir.
Bu açıdan Birleşik Krallık’ın geleceği, 21. yüzyıl güç kavramına ilişkin daha büyük bir dönüşümün örneği olabilir: Toprağın büyüklüğü önemini korurken, ağlara hükmetme kapasitesi giderek daha belirleyici hâle gelmektedir.
Türkiye, Türk Dünyası ve Orta Koridor
Avrupa ve Atlantik sistemindeki muhtemel dönüşümlerin Türkiye ve Türk dünyasına da yansımaları olacaktır.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) tam üyeleri Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’dır. Macaristan, Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gözlemci statüsündedir; Economic Cooperation Organization (Ekonomik İşbirliği Teşkilatı) da kurumsal gözlemci olarak teşkilat bünyesinde yer almaktadır (Organization of Turkic States, 2026a, 2026b).
Bu yapı ulaştırma, enerji, ticaret, gümrük, güvenlik ve diplomasi alanlarında giderek daha fazla kurumsallaşmaktadır. Bu çerçevede Trans-Caspian East-West Middle Corridor (Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru), Türk dünyasının jeoekonomik önemini artıran başlıca projelerden biridir.
World Bank (Dünya Bankası), Orta Asya ve Kafkasya üzerinden Avrupa’ya ulaşan Orta Koridor’da gerekli yatırım, lojistik ve koordinasyon adımlarının atılması durumunda 2030’a kadar ticaret akışlarının üç katına çıkabileceğini ve ulaşım sürelerinin yarıya indirilebileceğini değerlendirmektedir (World Bank, 2023).
Rusya üzerinden geçen kuzey güzergâhlarının jeopolitik risklere açık olması ve Çin–Avrupa ticaretinde alternatif bağlantı ihtiyacının güçlenmesi, Türkiye–Kafkasya–Hazar–Orta Asya hattının stratejik değerini artırabilir. Ancak coğrafi avantaj, tek başına TDT’yi küresel bir güç merkezine dönüştürmez.
Bunun için ulaşım altyapısının bütünleştirilmesi, gümrük süreçlerinin dijitalleştirilmesi, enerji bağlantılarının geliştirilmesi, ticaret ve yatırımın kolaylaştırılması, finansal mekanizmaların güçlendirilmesi ve üye devletlerin ortak dış politika reflekslerinin kurumsallaştırılması gerekmektedir.
Türk dünyasının gelecekteki temel avantajı bu nedenle yalnızca enerji kaynakları veya coğrafi genişlik değil; Doğu ile Batı arasında vazgeçilmez bir bağlantı kuşağı oluşturabilme kapasitesi olacaktır.
Sonuç
Birleşik Krallık’ın geleceğine ilişkin tartışmalar Londra, Edinburgh, Cardiff ve Belfast arasındaki anayasal bir anlaşmazlıktan ibaret değildir. İskoçya’nın bağımsızlığı, Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesi veya Galler’in statüsünün yeniden tartışılması; Atlantik güvenlik sistemi, NATO’nun nükleer caydırıcılığı, Avrupa’daki güç dengesi, ABD–Birleşik Krallık ilişkileri ve BM sistemi üzerinde birbirine bağlı sonuçlar doğurabilir.
Bununla birlikte olası çözülme Londra’nın küresel aktörlüğünün sona ermesi anlamına gelmeyebilir. Daha dikkat çekici ihtimal, Londra’nın klasik toprak merkezli büyük güç anlayışından finans, teknoloji, istihbarat, diplomasi ve ittifak ağlarının daha belirleyici olduğu bir güç modeline yönelmesidir.
Bu dönüşüm yeni dünya sistemine ilişkin temel soruyu da ortaya çıkarmaktadır: Geleceğin düzeni yalnızca ABD ve Çin gibi büyük ekonomik ve askerî güçlerin rekabetiyle mi şekillenecek, yoksa küresel ağları kontrol eden merkezler ile stratejik ulaşım ve enerji kuşaklarını yöneten bölgesel yapılar da sistemin belirleyici aktörleri arasına mı girecektir?
Bu çalışma çerçevesinde ortaya çıkan temel varsayım şudur:
21. yüzyılın güç mücadelesinde yalnızca toprağa sahip olmak değil; finansı, teknolojiyi, enerji hatlarını, ulaştırma koridorlarını ve stratejik ağları birbirine bağlayabilmek belirleyici olacaktır. Bu tabloda Londra’nın muhtemel coğrafi daralmaya ağ gücünü tahkim ederek cevap vermesi mümkün görünürken, Türkiye merkezli Türk dünyasının önündeki stratejik fırsat coğrafi konumunu kurumsal, ekonomik ve lojistik kapasiteye dönüştürebilmesinde yatmaktadır.
Kaynakça
House of Commons Library. (2016). Brexit and the UN Security Council. UK Parliament. https://commonslibrary.parliament.uk/research-briefings/cbp-7597/ (Erişim: 19.09.2026).
House of Commons Library. (2025). Northern Ireland: Border polls. UK Parliament. https://commonslibrary.parliament.uk/research-briefings/cbp-10101/ (Erişim: 19.09.2026).
House of Commons Library. (2026). Scottish devolution: Section 30 Orders. UK Parliament. https://commonslibrary.parliament.uk/research-briefings/cbp-8738/ (Erişim: 19.09.2026).
NATO. (2026). NATO’s nuclear deterrence policy and forces. North Atlantic Treaty Organization. https://www.nato.int/en/what-we-do/deterrence-and-defence/natos-nuclear-deterrence-policy-and-forces (Erişim: 19.09.2026).
Organization of Turkic States. (2026a). Member States. https://turkicstates.org/en/member-states (Erişim: 20.09.2026).
Organization of Turkic States. (2026b). Observers. https://turkicstates.org/en/observers (Erişim: 20.09.2026).
Erickson, B., & Halpin, P. (2026, September 13).. Trump reiterates support for united Ireland, says won’t talk about Scotland “yet”. Reuters. https://www.reuters.com/world/europe/trump-reiterates-support-united-ireland-says-wont-talk-about-scotland-yet-2026-09-13/ (Erişim: 19.09.2026).
Scottish Government. (2026a). Draft Independence Referendum Bill. https://www.gov.scot/publications/draft-independence-referendum-bill-2026/ (Erişim: 19.09.2026).
Scottish Government. (2026b). GDP quarterly national accounts: 2025 quarter 4. https://www.gov.scot/publications/gdp-quarterly-national-accounts-2025-q4/ (Erişim: 20.09.2026).
Scottish Government. (2026c). Government expenditure & revenue Scotland 2025–26. https://www.gov.scot/publications/government-expenditure-revenue-scotland-2025-26/ (Erişim: 19.09.2026).
United Nations. (2026). Current members: Security Council. United Nations. https://main.un.org/securitycouncil/en/content/current-members (Erişim: 20.09.2026).
UK Ministry of Defence. (2026a). AUKUS Defence Ministerial Joint Statement: 30 May 2026. GOV.UK. https://www.gov.uk/government/publications/aukus-defence-ministerial-joint-statement-30-may-2026 (Erişim: 19.09.2026).
UK Ministry of Defence. (2026b). Defence Nuclear Enterprise 2026 annualto Parliament. GOV.UK. https://www.gov.uk/government/publications/defence-nuclear-enterprise-2026-annual-update-to-parliament (Erişim: 19.09.2026).
Welsh Government. (2026). The Cardiff Agreement – Cytundeb Caerdydd between the Welsh Government and the Scottish Government. https://www.gov.wales/the-cardiff-agreement-cytundeb-caerdydd-between-welsh-government-and-scottish-government-html (Erişim: 19.09.2026).
World Bank. (2023). The Middle Trade and Transport Corridor: Policies and investments to triple freight volumes and halve travel time by 2030. https://www.worldbank.org/en/region/eca/publication/middle-trade-and-transport-corridor (Erişim: 19.09.2026).
İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı ve Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Programı öğrencisidir. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı ve Dünya Avşarlar Derneği Türk Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Akademik ve mesleki ilgi alanları; uluslararası güvenlik, jeopolitik, savunma sanayii çalışmaları, Türk dış politikası, Türk Dünyası ve çağdaş uluslararası sistemin dönüşümüdür.
- Mekke’ye Uzanan Gerilim: Husi İHA’sı ve Tehlikeli Eşik
- Avrupa–Rusya Güvenlik Dengesinin Değişen Dinamikleri
- Yeni Suriye’de Türkçe İçin Olumlu Adım: Belirsizlikten Diplomatik Teyide
- Yeni Suriye’nin Eşit Vatandaşlık Sınavı: Türkmenler Var, Türkçe Neden Yok?
- ABD–İran Gerilimi ve Yeni Bölgesel Güvenlik Denklemi
- Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda Yükselen Stratejik Ağırlığı: Askerî Güç, Deniz Güvenliği ve Enerji
- 26. ŞİÖ Zirvesi ve Türkiye’nin Avrasya Stratejisi
- İran Dosyasında ABD-Çin Pazarlığı
- 30 Ağustos Zaferinin Görünmeyen Cephesi: Mustafa Kemal Paşa ve Millî Mücadelede İstihbarat
- Türkiye–İsrail Geriliminde Yeni Eşik: Suriye, Askerî Denge ve Sıcak Çatışma İhtimali
- Ege’de Türkiye’nin Stratejik Karşı Hamlesi
- Suriye’de Yeni Eşik: Türkiye–İsrail Gerilimi ve Yeni Güvenlik Dengesi