-
İsmail Cingöz
Tarih: 18-02-2026 11:46:00
Güncelleme: 18-02-2026 11:46:00
Devletin çökmekte olduğunu gören Sultan Abdulmecid, kurtuluş çareleri olacağı düşüncesiyle; "-Hukuk düzenini iyileştirerek gayrimüslim azınlıkların devlete bağlılığını sağlamak, Avrupa devletlerinin desteğini almak ve Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine karışmalarını engellemek ..." hedefiyle bir çalışma başlatmıştı
Bu kapsamda yeni bir takım kurumların kurulması, siyasi kuruluşların oluşturulması, kişi haklarının düzenlenmesi için köklü değişiklikler yapılması planlanmış ve bu çalışmaları “Islâhat Hatt-ı Hümâyûnu” adıyla yayınlatmıştır. Ancak çalışmaların günün şartları gereği Tanzimat Dönemi'nin önde gelen devlet adamlarından olan Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa tarafından büyük Avrupa devletlerinin arzuları doğrultusunda hazırlandığı görülmektedir.
Zira Islahat Fermanı hükümlerinde yer alan;
– Gayrimüslimlere de devlet görevine girme, askeri okullara girme, askerlik yapma gibi Müslümanlarla aynı haklar tanınacaktır.
– Vergide Müslümanlarla Gayrimüslimlere eşitlik sağlanacak, iltizam yöntemi ve cizye vergisi kaldırılacaktır.
– Gayrimüslimler de dahil olmak üzere tüm dini gruplara din ve ibadet özgürlüğü sağlanacak, Gayrimüslimlerin ibadethane, okul, mezarlık gibi yapıları tamir etmelerine ve yenilerini inşa etmelerine izin verilecektir.
Yargılama sisteminin halka açık ve adil olması sağlanacak, işkence ve kötü muamele yasaklanacak, cezalar ve hapishane şartları iyileştirilecektir.
– Gayrimüslimler de eyalet meclislerine seçilebilecek, kendi işlerini görebilmeleri için cemaat meclisleri oluşturulacaktır.
gibi hükümlerde görüldüğü üzere özellikle Gayrimüslim tebaanın öncelendiği açıkça anlaşılmaktadır.
Avrupalı devletlerin “Şark Meselesi” olarak adlandırdıkları proje kapsamında hazırlanan Islahat Fermanı ile Osmanlı Tebaası olan ve Müslüman olmayan halklara daha fazla haklar verilmesini de kapsamış olduğundan, azınlıklar bağımsızlık hayalleriyle Avrupa devletleriyle işbirliğine girmelerine sebep olduğundan dolayı ilerleyen süreçte çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı Devleti'nin yıkılmasına ve dağılmasına zemin hazırlamıştır.
Sonuç olarak;
Devlet mekanizmasındaki sorunların çözülmesine fayda sağlaması için kurulan birçok kuruluş Batı taklitçiliğinin ötesine geçememiş ve toplumun sorunlarının çözümüne katkı sağlayamamıştır.
En önemlisi ise yabancıların devletin her yerinden arazi almaları serbest bırakıldığı için inanılmaz sayıda yabancı, Osmanlı Devleti genelinde binlerce dönüm arazi satın alarak mülk edinmiştir. Ayrıca vakıf arazilerinin satışı da kabul edilmiştir. Dolayısı ile zaman zaman günümüzde bile dava konusu olabilen mülkiyet sorunlarına zemin hazırlanmıştır.
İsmail Cingöz
Uluslararası Siyaset Uzmanı
BULTÜRK Ankara Temsilcisi
TDPB Basın Kulübü Başkanı
cingozismail01@gmail.com
- GAZİANTEP - 8 ŞUBAT 1921
- KAHRAMAN MARAŞ -7 Şubat 1973
- 29 Ocak Batı Trakya Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü
- 5 OCAK 1922 ADANA'NIN KURTULUŞU
- TRUMP’IN AVRUPA’YI YOK SAYDIĞI PLANI
- KIBRIS KANLI NOEL KATLİAMLARI
- TARİHSEL MİRAS İLE TÜRK DEVLETLERİNİN GELECEK İNŞASI
- Oramar Ayaklanması
- Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs'ü Fethi
- 30 Ağustos Zafer Bayramı
- Şehit Yüzbaşı Cengiz TOPEL
- İsrail Hedef Saptırmaya Çalışırken Türkiye’nin İmkân ve Kabiliyetlerini Unutuyor