-
İsmail Cingöz
Tarih: 07-09-2026 09:45:00
Güncelleme: 07-09-2026 09:45:00
İsmail Cingöz
Uluslararası Siyaset Uzmanı
Türkiye’nin son yıllardaki dış politika ve güvenlik stratejisinde öne çıkan yönelimlerden biri, askerî varlığını yakın çevresinin ötesine taşıyarak stratejik ortaklıklar, deniz güvenliği, savunma sanayii ve enerji politikalarıyla bütünleştirmesidir. Katar, Libya ve Suriye bu yaklaşımın farklı örneklerini oluştururken, en dikkat çekici alanlardan biri Somali’dir.
Somali artık Türkiye açısından yalnızca askerî eğitim ve kapasite geliştirme faaliyetlerinin yürütüldüğü dost bir ülke değildir. Afrika Boynuzu’nun jeostratejik konumu, Hint Okyanusu’na açılan uzun kıyıları, Aden Körfezi ve Kızıldeniz üzerinden dünya ticaret güzergâhlarına yakınlığı, deniz kaynakları ve hidrokarbon arama potansiyeli, ülkeyi Türkiye’nin Afrika politikasında giderek daha önemli bir stratejik noktaya taşımaktadır.
Osmanlı’dan TÜRKSOM’a Uzanan Tarihsel Hat
Türkiye ile Somali arasındaki ilişkinin tarihsel arka planı Cumhuriyet döneminden çok daha eskidir. Osmanlı Devleti’nin XVI. yüzyılda Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’ndaki Portekiz yayılmasına karşı geliştirdiği siyaset Afrika Boynuzu’na kadar uzanmış; Zeyla 1559’da Osmanlı hâkimiyetine girmiş, sonraki dönemlerde Berbera, Bulhar ve çevresindeki Somali kıyıları da farklı yoğunluklarda Osmanlı nüfuz alanının parçası olmuştur. Osmanlı-Somali ilişkileri yaklaşık dört asırlık bir tarihsel arka plana sahiptir (Yüksel & Hashi, 2021).
Modern dönemde askerî temasın önemli dönüm noktalarından biri ise Somali devlet yapısının çöktüğü 1990’ların başıdır. Türkiye, Birleşmiş Milletler öncülüğündeki uluslararası müdahaleye katılmış; yaklaşık 300 kişilik Türk birliği 19 Aralık 1992’de Mersin’den Somali’ye hareket etmiştir. Korgeneral Çevik Bir ise Nisan 1993-Ocak 1994 döneminde Birleşmiş Milletler Somali Operasyonu UNOSOM II’nin Kuvvet Komutanlığını yürütmüştür (Cumhuriyet, 1992; United Nations Peacekeeping, t.y.).
Bugünkü ilişkinin kurumsal temellerinden biri 2010’da atıldı. 22 Mayıs 2010’da İstanbul’da imzalanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Hükümeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşması; askerî eğitim ve öğretimden kurumlar arası iş birliğine kadar geniş bir çerçeve oluşturdu. Anlaşmanın onaylanması 6054 sayılı Kanunla uygun bulundu (TBMM, 2010).
Bu süreç 2017’de Mogadişu’daki Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığının, yaygın adıyla TÜRKSOM’un faaliyete geçmesiyle somutlaştı. Millî Savunma Bakanlığı’nın (MSB) faaliyet raporuna göre Somali Türk Görev Kuvveti, Somali Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunmak amacıyla 28 Ağustos 2017’de Mogadişu’da göreve başladı; subay, astsubay, erbaş ve erlerin yetiştirilmesine yönelik sistematik eğitim faaliyetleri oluşturuldu (MSB, 2020).
Türkiye’nin eğitim verdiği Gorgor/Kartal birlikleri zamanla Somali ordusunun, özellikle El Şebab terör örgütüyle mücadelesinde öne çıkan unsurlarından biri hâline geldi. Ocak 2026’da TÜRKSOM’da 20. Kartal Taburunun mezun edilmesi, bu eğitim sisteminin sürekliliğini göstermektedir. TÜRKSOM Komutanlığı, söz konusu törende daha önce 19 Kartal taburunun Somali Silahlı Kuvvetlerine kazandırıldığını açıklamıştır (Kulane, 2026).
Daha dikkat çekici olan ise eğitim ölçeğinin büyümesidir. MSB’ye göre Manisa’da 11 Mayıs-7 Ağustos 2026 tarihleri arasında eğitim gören 1.521 Somali Silahlı Kuvvetleri personeli Komando Temel Eğitimini tamamlamış; 1.523 kişilik müteakip grubun ise 17 Ağustos-9 Kasım 2026 tarihleri arasında eğitime alınması planlanmıştır (MSB, 2026d).
Bu rakamlar Türkiye-Somali savunma ilişkisinin sembolik olmaktan çıkarak Somali’nin askerî insan gücünün yetiştirilmesine ve kurumsal kapasitesinin oluşturulmasına katkı sağlayan yapısal bir ortaklığa dönüştüğünü göstermektedir.
.jpeg)
2024: Eğitimden Stratejik Güvenlik Ortaklığına
İlişkilerdeki asıl kırılma noktalarından biri Şubat 2024’te imzalanan Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşması oldu. Somali Başbakanlık Ofisinin kamuya açık resmî özetine göre on yıllık anlaşma, Türkiye’nin Somali donanmasının kurulması, eğitilmesi ve donatılmasına destek vermesini; Somali kıyılarında korsanlık, yasa dışı balıkçılık ve dış tehditlere karşı deniz güvenliği kapasitesinin geliştirilmesini ve özellikle deniz kaynakları alanında ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesini öngörmektedir (Federal Republic of Somalia, Office of the Prime Minister, 2026).
Anlaşmanın ekonomik boyutuyla ilgili bazı açık kaynaklarda Türkiye’nin Somali’nin deniz kaynaklarından sağlanacak gelirlerin yüzde 30’unu alacağı ileri sürülmektedir. Ancak söz konusu oran Somali Başbakanlık Ofisinin kamuya açık resmî anlaşma özetinde yer almamaktadır. Konuyu inceleyen Centro Studi di Politica Internazionale (CeSPI – Uluslararası Politika Çalışmaları Merkezi) değerlendirmesi de yüzde 30 oranını aktarırken bu bilginin resmî makamlarca doğrulanması gerektiğini özellikle belirtmektedir. Bu nedenle yüzde 30 oranının kesinleşmiş bir anlaşma hükmü olarak değil, teyide ihtiyaç duyan açık kaynak bilgisi olarak değerlendirilmesi daha doğru olacaktır (Tepeciklioğlu, 2024, s. 2).
Bu anlaşmayla Türkiye’nin rolü, kara kuvvetlerinin eğitiminden deniz güvenliğine doğru önemli ölçüde genişledi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunun 21 Temmuz 2026’da kabul ettiği Cumhurbaşkanlığı tezkeresi de bu yönelimi güçlendirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Somali’deki görev süresi 27 Temmuz 2026’dan itibaren iki yıl daha uzatıldı.
Tezkerede Somali Federal Hükümetinin; terörizm, deniz haydutluğu, yasa dışı balıkçılık, her türlü kaçakçılık ve diğer tehditlere karşı Türkiye’den, Türk Silahlı Kuvvetlerinin vereceği destek dâhil olmak üzere yardım talebinde bulunduğu belirtilmektedir. Görevlendirmenin coğrafi kapsamı ise “Somali’nin deniz yetki alanları dâhil olmak üzere iki ülke tarafından müştereken belirlenecek bölgeler” şeklinde tanımlanmaktadır (TBMM, 2026).
Tezkere ayrıca Somali’nin ekonomik kaynaklarının korunmasını, ülkenin bu kaynaklardan etkin biçimde yararlanabilmesini, savunma ve güvenlik kuvvetlerinin kendi ülkesinin güvenliğini sağlayabilecek seviyeye ulaştırılmasını ve Aden Körfezi, Arap Denizi ile mücavir bölgelerdeki güvenliğe katkı verilmesini de gerekçeleri arasında saymaktadır.
Dolayısıyla Somali’deki Türk varlığını bundan sonra yalnız “askerî eğitim üssü” kavramıyla açıklamak yetersizdir. Karada Somali ordusunun yetiştirilmesi ile denizde güvenlik, ekonomik kaynakların korunması ve stratejik deniz yollarının emniyeti artık aynı güvenlik mimarisinin birbirini tamamlayan unsurları hâline gelmektedir.
Askerî Varlığın Niteliği Değişiyor
2026 yılı, Somali’deki Türk askerî varlığının kapsam ve niteliğinin daha görünür biçimde değiştiği bir dönem oldu.
Millî Savunma Bakanlığı, Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşması kapsamında Somali’ye F-16 savaş uçakları ile ATAK ve Cougar helikopterlerinin konuşlandırıldığını resmen açıkladı. Söz konusu hava unsurları 12 Nisan 2026’da Somali Ulusal Ordusunun 66’ncı kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Mogadişu’da gerçekleştirilen törende selamlama uçuşu yaptı (MSB, 2026a).
Bu adım önemlidir; çünkü Türkiye’nin Somali’deki askerî varlığı uzun süre eğitim, danışmanlık, teşkilatlanma ve güvenlik kapasitesinin geliştirilmesiyle özdeşleşmişti. Muharip hava unsurlarının Somali’ye konuşlandırılması ise Türkiye’nin gerektiğinde askerî gücünü çok daha geniş bir kapasite ve kuvvet çeşitliliğiyle sahaya taşıyabildiğini göstermektedir.
Denizde de benzer bir gelişme yaşandı. Somali Deniz Görev Grubu kapsamında TCG Gaziantep, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb. Güngör Durmuş’tan oluşan Türk Deniz Kuvvetleri unsurları Mart 2026 sonunda Somali’ye doğru intikale başladı ve Çağrı Bey Sondaj Gemisi ile beraberindeki destek gemileriyle birlikte 9-10 Nisan’da Mogadişu’ya ulaştı (MSB, 2026c).
Çağrı Bey’in CURAD-1 kuyusuna hareket etmesinin ardından Türk Deniz Kuvvetlerinin farklı unsurları sondaj gemisinin güvenliğine ve refakatine yönelik görevler de üstlendi. Böylece Somali sahasında askerî eğitim, muharip hava gücü, deniz gücü ve enerji faaliyetlerinin güvenliği aynı dönemde görünür hâle geldi.
Bu gelişmeler, Türkiye’nin Somali’deki askerî varlığının yalnız sayısal açıdan değil; kara, hava ve deniz unsurlarının birlikte kullanılabilmesi bakımından da yeni bir aşamaya geçtiğini ortaya koymaktadır.
Enerji ile Güvenliğin Buluşması
Somali’yi Türkiye’nin diğer dış askerî varlıklarından ayıran temel unsurlardan biri enerji boyutudur.
Türkiye ile Somali arasında enerji alanında geliştirilen iş birliğinin ardından Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi Somali açıklarında çalışmaya başladı. Türkiye ile Somali arasında 24 Temmuz 2024’te Somali deniz alanlarındaki üç blok için Üretim Paylaşım Anlaşması imzalandı. Oruç Reis, söz konusu üç deniz bloğunda toplam 4.464 kilometrekarelik alanda üç boyutlu sismik veri topladı. Geminin Somali’deki 234 günlük görevi 6 Haziran 2025’te tamamlandı (ETKB, 2025).
2026’da ise sismik araştırmadan sondaj aşamasına geçildi.
Türkiye’nin ultra derin deniz sondaj gemisi Çağrı Bey, 10 Nisan 2026’da Mogadişu’ya ulaştı. Hazırlıkların tamamlanmasının ardından 12 Nisan’da Mogadişu Limanı’ndan ayrılarak CURAD-1 kuyusuna hareket etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB) bu operasyonu Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajı olarak tanımlamaktadır (ETKB, 2026).
CURAD-1 kuyusu Somali kıyılarından yaklaşık 372 kilometre açıkta bulunmaktadır. Sondaj noktasında su derinliği yaklaşık 3.495 metre olup deniz tabanından itibaren yaklaşık 4.005 metre daha kazılarak toplam 7.500 metre derinliğe ulaşılması planlanmıştır (ETKB, 2026).
Bu ölçekte bir enerji faaliyetinin Türk Deniz Kuvvetleri’nin güvenlik ve refakat unsurlarıyla aynı anda yürütülmesi önemlidir.
Askerî unsurların sondaj faaliyetleriyle eş zamanlı olarak bölgede bulunması, Türkiye’nin enerji yatırımları ile deniz güvenliğini birbirini tamamlayan unsurlar olarak ele aldığı bütünleşik bir güvenlik yaklaşımına işaret etmektedir. Enerji yatırımı yapılıyorsa yatırımın denizden korunması; ticaret hattı geliştiriliyorsa ulaştırma güvenliğinin desteklenmesi; stratejik ortaklık kuruluyorsa yerel devlet kapasitesinin güçlendirilmesi gerekmektedir.
Somali örneğinde askerî güvenlik, deniz güvenliği ve enerji güvenliği giderek birbirinden ayrılması güç alanlar hâline gelmektedir.
Neden Somali?
Somali’nin önemi yalnız kendi topraklarından kaynaklanmamaktadır. Ülke, bir taraftan Aden Körfezi’ne, diğer taraftan Hint Okyanusu’na açılan son derece uzun bir kıyı hattına sahiptir.
Somali doğrudan Babülmendep Boğazı’nı kontrol etmez. Ancak Somali ve Somaliland kıyıları, Hint Okyanusu’ndan Aden Körfezi’ne, oradan Babülmendep üzerinden Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’na uzanan dünya ticaret güzergâhının güney yaklaşımında yer almaktadır.
Dolayısıyla Somali’de uzun vadeli siyasi, ekonomik ve güvenlik varlığı geliştirebilen bir Türkiye, Afrika Boynuzu-Aden Körfezi-Kızıldeniz-Hint Okyanusu hattında önemli bir stratejik erişim kapasitesi kazanacaktır.
Burada Somaliland meselesi ayrı bir önem taşımaktadır.
İsrail’in 26 Aralık 2025’te Somaliland’ın bağımsızlığını tanıdığını açıklaması Ankara tarafından açık biçimde reddedildi. T.C. Dışişleri Bakanlığı bu girişimi Somali’nin iç işlerine müdahale olarak nitelendirdi ve Türkiye’nin Somali’nin toprak bütünlüğünü desteklemeye devam edeceğini açıkladı (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2025).
Haziran 2026’da ise Somaliland Savunma Bakanı Mohamed Yusuf Ali, İsrail’in Somaliland polis ve askerî personeline eğitim verdiğini teyit etti. Bununla birlikte Somaliland’da bir İsrail askerî üssü kurulmasına yönelik görüşmeler yürütüldüğü iddialarını reddetti. Reuters ayrıca İsrail’in Aralık 2025’te Somaliland’ı bağımsız devlet olarak tanıyan ilk ülke olduğunu aktarmaktadır (Scheer, 2026).
Dolayısıyla Afrika Boynuzu’nda bugün itibarıyla doğrudan bir Türkiye-İsrail askerî karşılaşmasından söz etmek doğru değildir. Ancak Türkiye’nin Somali Federal Hükümetiyle derinleşen askerî, deniz güvenliği ve enerji ilişkileri ile İsrail’in Somaliland üzerinden geliştirdiği diplomatik ve güvenlik ilişkileri, iki ülkenin stratejik ilgi ve çıkarlarının aynı coğrafyada giderek daha fazla kesiştiğini göstermektedir.
Bu durumun doğrudan çatışmaya dönüşmesi zorunlu değildir. Ancak Somali-Somaliland hattı, Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Doğu Akdeniz’de şekillenen daha geniş bölgesel rekabetin Afrika Boynuzu’ndaki yeni uzantılarından biri hâline gelebilir.
Somali Tek Başına Değil
Somali’de yaşanan gelişmeler Türkiye’nin daha geniş dış güvenlik ve stratejik erişim yaklaşımının bir parçasıdır.
Katar’da Türk askerî varlığı zaman içerisinde kurumsallaşmış ve Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı kara unsurlarının ötesine genişlemiştir. Millî Savunma Bakanlığı 2024 yılı faaliyet değerlendirmesinde Katar’da Deniz ve Hava Unsur Komutanlıklarının da teşkil edildiğini resmen açıklamıştır. Böylece Türkiye’nin Basra Körfezi’ndeki askerî varlığı kara, hava ve deniz boyutlarını kapsayan daha bütünleşik bir yapıya kavuşmuştur (MSB, 2024).
Libya’da ise 27 Kasım 2019 tarihli Güvenlik ve Askerî İş Birliği Mutabakat Muhtırası; askerî eğitim ve öğretimden savunma sanayiine, terörizm ve yasa dışı göçle mücadeleden lojistik, haritacılık ve askerî planlamaya kadar geniş bir iş birliği çerçevesi oluşturmuştur (TBMM, 2019).
Libya aynı zamanda Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve güvenlik politikasıyla doğrudan bağlantılıdır. Ankara, Trablus merkezli yönetimle ilişkilerini sürdürürken doğu Libya’daki Hafter kanadıyla temaslarını da belirgin biçimde artırmıştır. MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın 23 Haziran 2026’da Bingazi’de Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğu ve batısındaki yönetimler ile askerî güçlerin tek bir otorite altında birleştirilmesi konusu da ele alınmıştır (Yılmaz, 2026).
Suriye ise farklı bir örnektir. Buradaki Türk askerî yaklaşımı Türkiye’nin doğrudan sınır güvenliği, terörle mücadele ve Suriye’nin yeniden oluşturulan devlet ve güvenlik kapasitesiyle bağlantılıdır. Türkiye, yeni Suriye yönetimiyle askerî eğitim, uzmanlık ve güvenlik iş birliğini geliştirirken, Ağustos 2026’da gündeme gelen bazı kalıcı Türk askerî üs iddialarını reddetmiş; Ankara ve Şam, iş birliğinin askerî eğitim ve uzmanlık desteği çerçevesinde yürütüldüğünü açıklamıştır (Cornwell & Gumrukcu, 2026).
Dolayısıyla Katar, Libya ve Somali Türkiye’nin denizaşırı askerî ve stratejik erişiminin farklı modellerini oluştururken, Suriye doğrudan Türkiye’nin millî güvenlik kuşağında yer almaktadır.
Ortak nokta ise açıktır: Türkiye güvenlik politikasını artık yalnızca kendi sınırlarının fiziksel savunması üzerinden değil; güvenlik risklerinin, ekonomik çıkarlarının, enerji yatırımlarının ve stratejik ulaşım hatlarının bulunduğu daha geniş bir coğrafyada askerî, siyasi, diplomatik ve ekonomik kapasite oluşturarak yürütmektedir.
Sonuç: Somali Bir Üsten Daha Fazlasıdır
Türkiye’nin Somali politikasını yalnızca “Afrika’da askerî üs bulundurmak” şeklinde okumak, ortaya çıkan stratejik tablonun önemli bölümünü gözden kaçırmak anlamına gelir.
Somali’de Türkiye bir yandan yerel ordunun kurulmasına ve eğitimine katkı verirken diğer yandan hava ve deniz gücüyle sahadaki kapasitesini genişletmekte; enerji yatırımlarıyla ekonomik bağını derinleştirmekte; deniz kaynaklarının ve ulaştırma hatlarının güvenliğiyle ilgilenmekte ve Somali’nin egemenliği ile toprak bütünlüğünü diplomatik olarak desteklemektedir.
Burada asıl mesele kaç asker, kaç uçak veya kaç geminin bölgede bulunduğu değildir. Asıl mesele, bütün bu unsurların aynı stratejik hedef doğrultusunda kullanılabilmesidir.
Türkiye açısından kalıcı başarı; Somali’nin kendi güvenliğini sağlayabilecek devlet kapasitesine ulaşması, El Şabab ve benzeri terör tehditlerinin geriletilmesi, deniz ticaret yollarının açık ve güvenli tutulması, yasa dışı balıkçılık ve korsanlıkla mücadele kapasitesinin geliştirilmesi, ekonomik ve enerji ortaklığının sürdürülebilir hâle gelmesi ve Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda güvenilir bir siyasi ve güvenlik ortağı olarak konumunu koruyabilmesidir.
Somali bu nedenle Türkiye için yalnızca bir askerî eğitim merkezi değildir. Güvenlik, enerji, deniz gücü, ekonomik çıkarlar ve diplomatik nüfuzun giderek aynı stratejik çerçevede birleştiği bir merkezdir.
Türkiye’nin Somali’de attığı adımlar sürdürülebilir ve karşılıklı faydaya dayanan kalıcı bir yapıya dönüşürse Ankara yalnız Afrika Boynuzu’nda değil, Kızıldeniz’den Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na uzanan geniş jeopolitik hatta söz ve etki sahibi bir güç olma yolunda önemli bir stratejik mevzi kazanmış olacaktır.
İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı.
Kaynakça
- Cornwell, A., & Gumrukcu, T. (2026, 20 Ağustos). “Israel and Turkey step up warnings over Syria after airbase bombing.” Reuters. https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-says-no-turkish-military-build-up-planned-airbase-struck-by-israel-2026-08-20/ (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Cumhuriyet. (1992, 17 Aralık). “Somali bölüğü cumartesi günü yolcu.” Cumhuriyet Gazetesi Arşivi, s. 8. https://egazete.cumhuriyet.com.tr/katalog/192/1992/12/17/8 (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Federal Republic of Somalia, Office of the Prime Minister. (2026, 22 Haziran). “Framework Agreement on Defence and Economic Cooperation between Turkiye and Somalia” [MOU; yürürlük tarihi 8 Şubat 2024]. https://opm.gov.so/en/policies/framework-agreement-on-defence-and-economic-cooperation-between-turkiye-and-somalia (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Kulane, M. I. (2026, 7 Ocak). “Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığında 20. Kartal Taburu mezuniyet töreni düzenlendi.” Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/somali-turk-gorev-kuvveti-komutanliginda-20-kartal-taburu-mezuniyet-toreni-duzenlendi/3792274 (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Scheer, S. (2026, 17 Haziran). “Somaliland receiving Israeli military training but not in talks for base, minister says.” Reuters. https://www.reuters.com/world/middle-east/no-talks-establish-israeli-military-base-somaliland-defence-minister-says-2026-06-17/ (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2025, 26 Aralık). “Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin İsrail’in Somaliland Bölgesinin Bağımsızlığını Tanıdığına İlişkin Açıklaması Hakkındaki Soruya Cevabı (SC-27).” https://www.mfa.gov.tr/sc_-27_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-israil-in-somaliland-bolgesinin-bagimsizligini-tanidigina-iliskin-aciklamasi-hk-sc.tr.mfa (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. (2025, 12 Haziran). “Oruç Reis Somali denizlerinin MR’ını çekti.” https://enerji.gov.tr/haber-detay?id=21512 (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. (2026, 12 Nisan). “Çağrı Bey, tarihi sondaj için limandan ayrıldı.” https://enerji.gov.tr/haber-detay?id=31804 (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- T.C. Millî Savunma Bakanlığı. (2020). 2020 Yılı Faaliyet Raporu. https://www.msb.gov.tr/Content/Upload/Docs/Milli%20Savunma%20Bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%202020%20Y%C4%B1l%C4%B1%20Faaliyet%20Raporu%20%282%29.pdf (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- T.C. Millî Savunma Bakanlığı. (2024). “Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, basın toplantısı düzenleyerek 2024 yılında icra edilen faaliyetleri anlattı.” https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/09415dbdb676454aa83f4e5576418c6e (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- T.C. Millî Savunma Bakanlığı. (2026a, 16 Nisan). “Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı İstanbul’daki Millî Savunma Üniversitesi Rektörlük Yerleşkesinde gerçekleştirildi.” https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/8c1e81cde2d446a79b13f97494941ab0 (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- T.C. Millî Savunma Bakanlığı. (2026b, 9 Nisan). “Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı TCG Anadolu’da gerçekleştirildi.” https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/ace2e26dbfc34b489e9718360b40170a (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- T.C. Millî Savunma Bakanlığı. (2026c, 13 Ağustos). “Millî Savunma Bakanlığında Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.” https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/9db56551f42d41d381abdba998d00944 (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Tepeciklioğlu, E. E. (2024, Mart). Navigating Regional Dynamics: The Maritime Deal Between Türkiye and Somalia. Brief No. 59. Centro Studi di Politica Internazionale (CeSPI). https://www.cespi.it/sites/default/files/osservatori/allegati/brief_59_turkiye-somalia.pdf (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Türkiye Büyük Millet Meclisi. (2010). Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Hükümeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 559). https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D23/Y5/T1/DosyaKomisyonRaporunuVerdi/d5b40429-9f04-46d4-87c7-c6904dfef0ba.pdf (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Türkiye Büyük Millet Meclisi. (2019). Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükûmeti Arasında Güvenlik ve Askerî İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Kanun No. 7199). https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D27/Y3/T2/KanunMetni/30521a19-2020-4c03-bc4f-cdd4ded63314.html (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Türkiye Büyük Millet Meclisi. (2026, 21 Temmuz). “Türk askerinin Somali’deki görev süresi 2 yıl daha uzatıldı.” https://www.tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id=924d41ec-d616-46b4-aa59-019f865a0f42 (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- United Nations Peacekeeping. (t.y.). United Nations Operation in Somalia II (UNOSOM II): Facts and Figures. https://peacekeeping.un.org/sites/default/files/past/unosom2facts.html (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Yılmaz, M. Ş. (2026, 23 Haziran). Anadolu Ajansı. (2026, 23 Haziran). “MİT Başkanı Kalın, Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Hafter ile Libya’da görüştü.” https://www.aa.com.tr/tr/gundem/mit-baskani-kalin-libya-ulusal-ordusu-genel-komutan-yardimcisi-hafter-ile-libyada-gorustu/3975203 (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- Yüksel, A. T., & Hashi, Y. İ. (2021). “Somali’de Osmanlı Hâkimiyeti (1559–1916).” Karatay Sosyal Araştırmalar Dergisi, 6, 201–236. https://dergipark.org.tr/tr/pub/karataysad/article/865147 (Erişim tarihi: 06.09.2026).
- 26. ŞİÖ Zirvesi ve Türkiye’nin Avrasya Stratejisi
- İran Dosyasında ABD-Çin Pazarlığı
- 30 Ağustos Zaferinin Görünmeyen Cephesi: Mustafa Kemal Paşa ve Millî Mücadelede İstihbarat
- Türkiye–İsrail Geriliminde Yeni Eşik: Suriye, Askerî Denge ve Sıcak Çatışma İhtimali
- Ege’de Türkiye’nin Stratejik Karşı Hamlesi
- Suriye’de Yeni Eşik: Türkiye–İsrail Gerilimi ve Yeni Güvenlik Dengesi
- Kore Yarımadası’ndan Orta Doğu’ya: ABD’nin Askerî Yeniden Dengelenmesi, Kapasite Aşınması ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Önemi
- Ortadoğu’da Yeni Güvenlik Mimarisi: Türkiye’nin Bölgesel Güçten Stratejik Merkez Ülkeye Evrilişi
- 14 Ağustos 1974: “Ayşe Tatile Çıksın” ve Kıbrıs Türkünün Varoluş Mücadelesi
- KAAN’dan KIZILELMA’ya: Türk Savunma Sanayiinin Yeni Jeopolitiği ve Çok Kutuplu Dünyada Türkiye
- Yarım Kalan Stratejik Hayallerden Küresel Savunma Gücüne: Türk Savunma Sanayiinin Tarihsel Yolculuğu
- Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi