içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI’NIN OLASI JEOPOLİTİĞİ

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI’NIN OLASI JEOPOLİTİĞİ
Bölgesel Çatışmaların Küresel Savaşa Dönüşme Riski

 

İsmail CİNGÖZ
Uluslararası Siyaset Uzmanı

Giriş

Son zamanlarda Üçüncü Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin duyulduğuna ilişkin değerlendirmeler uluslararası kamuoyunda giderek daha fazla gündeme gelmektedir. Bilinen anlamda yeni bir dünya savaşı başlamamış olsa da farklı coğrafyalarda çok sayıda silahlı çatışma devam etmektedir. Birleşmiş Milletlere üye 193 devlet bulunurken Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsüne (SIPRI) göre 2025 yılında 49 ülkede silahlı çatışma yaşanmıştır. Bunların çoğunluğu iç çatışma niteliği taşırken altı devletler arası çatışmaya en az 13 devlet katılmıştır (SIPRI, 2026, s. 2). Başta silahlı çatışmaların yaşandığı ülkeler olmak üzere, çatışmalara doğrudan katılmayan devletlerin de ekonomik ve güvenlik bakımından etkilenmesi, söz konusu krizlerin sonuçlarının coğrafi sınırları aştığını göstermektedir.

Bununla birlikte küresel savaş açısından asıl tehlike, mevcut çatışmaların sayısından ziyade farklı bölgelerdeki krizlerin savunma anlaşmaları, stratejik ortaklıklar ve karşılıklı tehdit algıları üzerinden birbirine bağlanmasıdır. Güvenlik ikilemi yaklaşımı, devletlerin savunma amaçlı tedbirlerinin diğer devletler tarafından tehdit olarak algılanmasının çatışma riskini artırabileceğini açıklamaktadır (Jervis, 1978, ss. 169-170). Bu çerçevede olası bir dünya savaşının büyük güçlerin doğrudan karşı karşıya gelmesinden ziyade bölgesel krizlerin birbirini tetiklemesiyle ortaya çıkması mümkündür.

Ukrayna Savaşı ve Avrupa’nın Güvenlik-Ekonomi İkilemi

Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı askerî harekâtıyla başlayan savaş, Avrupa’nın güvenlik mimarisini ve ekonomik dengelerini önemli ölçüde değiştirmiştir. Özellikle Doğu Avrupa ülkeleri ve Almanya’da Rusya kaynaklı güvenlik kaygıları, savunma politikalarının yeniden şekillenmesine neden olmuştur. Alman istihbarat yöneticileri de 5 Ekim 2026’da Rusya’yı Almanya açısından en büyük güvenlik tehdidi olarak nitelendirmiştir (Deutscher Bundestag, 2026).

Avrupa’nın Ukrayna’ya desteği, Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve doğal gaz arzındaki kesintiler, enerji tedarikinde köklü değişiklikler oluşturmuştur. Rusya’nın Avrupa Birliği doğal gaz ithalatındaki payı 2021’de yüzde 45 iken 2025’te yaklaşık yüzde 12’ye gerilemiştir. Aynı yıl Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliğinin sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatının yaklaşık yüzde 58’ini karşılamıştır (Council of the European Union, 2026; European Commission, 2026). Böylece Avrupa, Rusya’ya enerji bağımlılığını azaltırken altyapı yatırımları, enerji maliyetleri ve sanayi üretiminde rekabet sorunlarıyla karşılaşmıştır. Yaşanan enerji krizinin hayat pahalılığına yansıması, güvenlik kaygılarıyla ekonomik kırılganlıkların birlikte değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Büyük Güçlerin Değişen Stratejik Hesapları

ABD ile Rusya arasındaki rekabet sürmekle birlikte Donald Trump ve Vladimir Putin’in 15 Ağustos 2025’te Alaska’da gerçekleştirdikleri görüşme, diplomatik uzlaşma arayışlarını gündeme getirmiştir (Holland vd., 2025). Görüşmelerin 1945 Yalta Konferansı’na benzer kesin bir nüfuz paylaşımıyla sonuçlandığını ileri sürmek mümkün değildir. Ancak tarafların rekabeti müzakere yoluyla yönetme girişimleri dikkate alındığında, olası bir küresel savaşın başlangıç noktasının yalnızca Washington-Moskova hattında aranmasının yanıltıcı olabileceği de unutulmamalıdır.

Çin'in yükselişi ise askerî kapasitesinin yanında ekonomik nüfuzuyla dikkat çekmektedir. Özellikle Afrika’daki kredi ve altyapı yatırımları, bölge ülkelerinde ekonomik bağımlılık tartışmalarını artırmaktadır. Bununla birlikte bu ilişkilerin tamamının önceden tasarlanmış bir borç tuzağı stratejisi olarak değerlendirilmesi, mevcut akademik bulgular açısından tartışmalıdır (Brautigam, 2020). Çin’in ekonomik kazanımlarını koruma ihtiyacı doğrudan savaşın maliyetini artırsa da Tayvan çevresindeki bir çatışmanın ABD ve Japonya’yı harekete geçirmesi, Kuzey Kore’nin de gerilimi artırmasıyla Hint-Pasifik’te daha geniş bir krize dönüşebilir.

Orta Doğu’da Savaş ve Küresel Enerji Güvenliği

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a yönelik başlattıkları saldırılar ve İran’ın karşılık vermesi, Orta Doğu’daki çatışmaları küresel enerji güvenliği açısından yeni bir aşamaya taşımıştır (Loft, 2026, s. 2). Hürmüz Boğazı, 2025 yılında dünya deniz yoluyla petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’ine ve küresel LNG ticaretinin yüzde 19’una aracılık etmiştir. Petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 80’inin Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere Asya pazarlarına yönelmesi, bölgedeki güvenlik sorunlarının Hint-Pasifik ekonomileri açısından önemini artırmaktadır (International Energy Agency, 2026).

Hürmüz’den geçen günlük petrol ve petrol ürünü miktarının 2025’in son çeyreğinde 21,6 milyon varil iken 2026’nın ikinci çeyreğinde yaklaşık 4,9 milyon varile gerilemesi, çatışmanın enerji sevkiyatındaki etkisini göstermektedir (U.S. Energy Information Administration, 2026, Tablo 2). Diğer taraftan Babülmendep Boğazı ve Süveyş Kanalı, Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin stratejik bağlantılarıdır. Kriz öncesinde dünya deniz ticareti hacminin yaklaşık yüzde 15’ine aracılık eden Süveyş güzergâhındaki güvenlik sorunları, gemilerin Afrika’nın güneyine yönelmesine ve taşımacılık maliyetlerinin artmasına neden olmuştur (Kamali vd., 2024). Bu gelişmeler, bölgesel savaşların enerji ve ticaret üzerinden küresel ekonomik krizlere dönüşebileceğini göstermektedir.

Mekke Anlaşması ve Güney Asya’ya Tırmanma İhtimali

Enerji ve deniz ticaretindeki bu kırılganlığa İran’la ilişkili Husilerin Yemen ve Suudi Arabistan çevresindeki askerî faaliyetleri de eklenmektedir. Nitekim Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 27 Ekim 2026’da üç balistik füze ve dört insansız hava aracının engellendiğini açıklamıştır (Reuters, 2026).

Bu gelişmeler, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın stratejik önemini artırmaktadır. Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının üç devlete karşı gerçekleştirilmiş sayılmasını ve savunma iş birliğinin güçlendirilmesini öngörmektedir (Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 2026). Anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifi, 27 Ekim 2026’da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonunda kabul edilmiş olmakla birlikte parlamentodaki onay süreci henüz tamamlanmamıştır (Toprak vd., 2026). Bununla birlikte ortak savunma hükmü, her güvenlik krizinde otomatik askerî müdahalede bulunulacağı anlamına gelmemektedir (Associated Press, 2026).

Pakistan’ın nükleer silahlara sahip olması, Körfez’deki bir krizin Güney Asya güvenliğini etkileme ihtimalini önemli kılmaktadır. Mekke Anlaşması kapsamında Pakistan’ın Suudi Arabistan’a askerî destek vermesi durumunda savunma kaynaklarının bir bölümünü Orta Doğu’ya yönlendirmesi gerekebilir. Bu gelişmenin Hindistan-Pakistan sınırındaki askerî dengeleri etkilemesi, Hindistan’ın İsrail’le savunma ilişkileri de dikkate alındığında yeni güvenlik hesaplarını gündeme getirebilir. İki devletin nükleer kapasitesi ise olası bir askerî tırmanmanın sonuçlarını ağırlaştırabilir.

Türkiye, NATO ve Türk Dünyasının Stratejik Konumu

Orta Doğu’daki gerilimlerin Kafkasya’ya yansıma ihtimali, Türkiye’nin Azerbaycan’la ilişkilerini de önemli kılmaktadır. 15 Haziran 2021 tarihli Şuşa Beyannamesi, tarafların güvenliğine yönelik tehditlerde istişare ve karşılıklı yardım mekanizmaları öngörmektedir. Azerbaycan’ın 5 Mart 2026’da Nahçıvan’a İran topraklarından insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirildiğini açıklaması, İran’ın ise sorumluluğu reddetmesi, farklı güvenlik coğrafyaları arasındaki hassas bağlantıyı göstermiştir (Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı, 2021; Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, 2026).

Türk Devletleri Teşkilatının Türkiye ve Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında ortaya koyduğu siyasi dayanışma da bu çerçevede önem taşımaktadır. Ancak teşkilat, NATO benzeri kolektif savunma yükümlülüğü bulunan bir örgüt değildir (Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 2026).

Türkiye'nin 18 Şubat 1952'den itibaren NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı) üyesi olması, söz konusu güvenlik ilişkilerine farklı bir boyut kazandırmaktadır. NATO'nun kurucu belgesi olan Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 4. maddesi, üye devletlerin güvenliğinin tehdit edilmesi durumunda istişareyi, 5. maddesi ise belirli koşullarda kolektif savunmayı düzenlemektedir. Bununla birlikte Türkiye’nin Mekke Anlaşması veya Şuşa Beyannamesi kapsamında başka ülkelere askerî destek vermesi, NATO’nun otomatik olarak çatışmaya katılmasını gerektirmemektedir. Antlaşmanın 6. maddesinde kolektif savunmanın coğrafi kapsamı da belirlenmiştir. Ancak Türkiye topraklarına yönelik bir silahlı saldırı, koşulları oluştuğunda NATO’nun kolektif savunma mekanizmasını gündeme getirebilir (North Atlantic Treaty Organization [NATO], 1949, md. 4–6).

Bu çok katmanlı güvenlik yapısı, Türkiye açısından hem bölgesel krizlerin genişleme riskini hem de askerî caydırıcılık ve diplomatik girişimlerin stratejik önemini artırmaktadır.

Avrupa’da Güvenlik Söylemi ve Toplumsal Hazırlık

Avrupa’daki güvenlik kaygılarının diğer boyutunu siyasi söylemler ve sivil hazırlık politikaları oluşturmaktadır. İsrailli Bakan Amichai Chikli’nin Ekim 2026’da Fransa’da iç savaş başladığını ileri sürmesi ve İngiltere ile Belçika’nın benzer gelişmelerle karşılaşabileceğini açıklaması, sert siyasi söylemlere örnek oluşturmaktadır (JNS Staff, 2026).

İngiliz Hükûmetinin 22 Ekim 2026’da vatandaşlarına üç günlük temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek hazırlık yapmalarını tavsiye etmesi ise yaklaşan savaşın resmî ilanı değildir. Bununla birlikte afet ve altyapı kesintilerine karşı yapılan bu çağrı, Avrupa’da toplumsal dayanıklılık politikalarının önem kazandığını göstermektedir (Cabinet Office, 2026).

Sonuç

Dünyanın farklı bölgelerinde devam eden silahlı çatışmalar, Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlamış olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Avrupa’da oluşturduğu güvenlik kaygıları ve ekonomik maliyetler, bölgesel çatışmaların etkilerinin coğrafi sınırları aştığını göstermektedir. ABD-Rusya arasındaki diplomatik uzlaşma arayışları ile Çin’in ekonomik yükselişi ve Tayvan merkezli gerilimler ise küresel güç dengelerinin farklı dinamiklerle şekillendiğine işaret etmektedir. Avrupa’daki siyasi söylemler ve toplumsal hazırlık politikaları da güvenlik kaygılarının askerî alanla sınırlı kalmadığını ortaya koymaktadır.

Diğer taraftan ABD-İsrail-İran çatışmasının Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına, Yemen merkezli gelişmelerin Babülmendep-Süveyş hattındaki uluslararası ticarete etkileri, bölgesel krizlerin ekonomik sonuçlarını küreselleştirmektedir. Mekke Anlaşması’nın Güney Asya, Şuşa Beyannamesi’nin Kafkasya üzerindeki olası etkileri ve Hindistan-Pakistan nükleer dengesi, askerî tırmanma riskini artırabilecek unsurlardır. Türkiye’nin NATO üyeliği ise kendi topraklarına yönelik olası bir silahlı saldırının daha geniş bir kolektif savunma krizine dönüşmesi ihtimalini gündeme getirmektedir. Bununla birlikte savunma anlaşmaları, caydırıcılığın güçlendirilmesi ve diplomatik çözümlerin geliştirilmesi açısından da önem taşımaktadır.

Üçüncü Dünya Savaşı’nın ayak sesleri, yalnızca mevcut çatışmaların sayısında değil, bu çatışmaların birbirine bağlanmasını önleyecek diplomatik mekanizmaların zayıflamasında aranmalıdır. Çünkü küresel bir savaşın başlaması için bütün devletlerin savaş istemesi gerekmemektedir. Bölgesel krizlerin kontrol edilememesi ve diplomatik çözüm imkânlarının kaybedilmesi, başlangıçta sınırlı görülen bir çatışmanın bütün dünyayı etkileyebilecek bir savaşa dönüşmesine neden olabilir.

 

Kaynakça

Associated Press. (2026, 27 Ekim). Turkish parliamentary committee approves defense pact with Saudi Arabia and Pakistan. https://apnews.com/article/turkey-parliamentary-committee-approves-pact-saudi-pakistan-b75b3e02240f55d364b3072c2300ad36

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı. (2021, 16 Haziran). Shusha declaration on allied relations between the Republic of Azerbaijan and the Republic of Turkey. https://president.az/en/articles/view/52122

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı. (2026, 5 Mart). Statement on drone attacks against the Nakhchivan Autonomous Republic of the Republic of Azerbaijan from the territory of the Islamic Republic of Iran. https://mfa.gov.az/en/news/no07226

Brautigam, D. (2020). A critical look at Chinese ‘debt-trap diplomacy’—The rise of a meme. Area Development and Policy, 5(1), 1–14. https://doi.org/10.1080/23792949.2019.1689828

Cabinet Office. (2026, 22 Ekim). Households encouraged to take small, simple steps to stay prepared in an emergency. https://www.gov.uk/government/news/households-encouraged-to-take-small-simple-steps-to-stay-prepared-in-an-emergency

Council of the European Union. (2026). Where does the EU’s gas come from? https://www.consilium.europa.eu/en/infographics/where-does-the-eu-s-gas-come-from/

Deutscher Bundestag. (2026, 5 Ekim). Nachrichtendienste sehen Russland als gefährlichsten Gegner. https://www.bundestag.de/presse/hib/kurzmeldungen-1222500

European Commission. (2026, 20 Nisan). In focus—EU energy security explained. https://energy.ec.europa.eu/news/focus-eu-energy-security-explained-2026-04-20_en

Holland, S., Osborn, A., & Balmforth, T. (2025, 16 Ağustos). Trump tells Zelenskiy that Putin wants more of Ukraine, urges Kyiv make a deal. Reuters. https://www.reuters.com/world/europe/trump-tells-zelenskiy-that-putin-wants-more-ukraine-urges-kyiv-make-deal-2025-08-16/

International Energy Agency. (2026, Şubat). Strait of Hormuz. https://www.iea.org/about/oil-security-and-emergency-response/strait-of-hormuz

Jervis, R. (1978). Cooperation under the security dilemma. World Politics, 30(2), 167–214. https://doi.org/10.2307/2009958

JNS Staff. (2026, 18 Ekim). Chikli—Civil war has begun in France, ‘I wish France victory over barbarism’. Jewish News Syndicate. https://www.jns.org/news/world/chikli-civil-war-has-begun-in-france-i-wish-france-victory-over-barbarism

Kamali, P., Koepke, R., Sozzi, A., & Verschuur, J. (2024, 7 Mart). Red Sea attacks disrupt global trade. International Monetary Fund. https://www.imf.org/en/blogs/articles/2024/03/07/red-sea-attacks-disrupt-global-trade

Loft, P. (2026, 8 Haziran). Israel/US-Iran conflict 2026—Reopening the Strait of Hormuz (Research Briefing No. 10636). House of Commons Library. https://commonslibrary.parliament.uk/research-briefings/cbp-10636/

North Atlantic Treaty Organization. (1949, 4 Nisan). The North Atlantic Treaty. https://nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1949/04/04/the-north-atlantic-treaty

Reuters. (2026, 27 Ekim). Saudi-led coalition says it intercepted Houthi missiles, drones attacking kingdom. https://www.reuters.com/world/middle-east/saudi-led-coalition-says-it-intercepted-houthi-missiles-drones-attacking-kingdom-2026-10-27/

Stockholm International Peace Research Institute. (2026). SIPRI yearbook 2026, summary. https://www.sipri.org/sites/default/files/2026-06/yb26_summary_en_1.pdf

Toprak, İ., Ürer, M., & Çeliker, G. (2026, 27 Ekim). Mekke Anlaşması'nın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/mekke-anlasmasinin-onaylanmasinin-uygun-bulunduguna-dair-kanun-teklifi-tbmm-disisleri-komisyonunda-kabul-edildi/4102156

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı. (2026, 7 Ağustos). Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı. (2026, 7 Mart). Joint statement of the Council of Foreign Ministers of the Organization of Turkic States on recent developments in the Middle East. https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-council-of-foreign-ministers-of-the-organization-of-turkic-states-on-recent-developments-in-the-middle-east-istanbul-7-3-2026.en.mfa

U.S. Energy Information Administration. (2026, 12 Ağustos). Global energy security data. https://www.eia.gov/outlooks/steo/report/energysecurity/article.php

 

===

İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı ve Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Programı öğrencisidir. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı ve Dünya Avşarlar Derneği Türk Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıdır.
Akademik ve mesleki çalışma alanları; uluslararası güvenlik, jeopolitik, savunma sanayii çalışmaları, Türk dış politikası, Türk Dünyası ve çağdaş uluslararası sistemin dönüşümü üzerine yoğunlaşmaktadır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum