içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

AİLENİN ÖNEMİ
Aile,çocukların bakımı ve yetiştirilmesi, yeni kuşaklara kültürel kimliğin ve değerlerin kazandırılması,tarihsel ve toplumsal bilincin aktarılmasında birey ve toplum arasında bir köprüdür.Sağlıklı bir aile yapısı bir insanın hayatta sahip olabileceği en değerli hazinedir. Aile bir sistemdir,sadece aynı evde toplanmış insanlar topluluğu değildir. Sistem sözcüğünün anlamına bakarsak, birleşik bir bütünü oluşturan belli ilişkiler içinde veya birbirine bağımlı bireylerin meydana getirdiği topluluk,tanımı görülür. Bu kavramı anlamak için çevremizdeki sistemleri düşünün.Bedeniniz bile birbirine bağımlı olarak hareket edebilen birçok parçadan oluşur.Örneğin,omurganızda bir disk hasar görse,bacağınızda,yansıyan ağrı diye tanımlanan bir ağrı hissedersiniz, hatta ağrı ayak tabanınıza kadar vurur. Bedeninizin hiçbir parçası tek başına çalışmaz.Tek bir parçanın çalışması veya çalışmaması bütün bedeninizi etkiler. Aile bireyleri dışa karşı birbirlerini ko­rurlar. Bireyler ailenin mutluluğu için ça­lışırlar. Çocuk tabiatı ailede öğrenmeye başlar. Ailede inançları,konuşma kabili­yeti, düşünme fonksiyonlarını geliştirir.Toplum kurallarını ilk önce ailede öğrenir. Davranışlarını aile içerisinde geliştirir.Sev giyi,saygıyı aile içerisinde öğrenir. Çocuk yetiştirmede ve ailenin çocuğa karşı tutumlarını belirlemede,anne-baba tarafından çocuğun gelişim dönemlerinin özelliklerinin neler olduğunun bilinmesi çok önemlidir.Çocuk erişkinin küçük bir modeli değildir.O ayrı bir bireydir,ihtiyaçları nedeniyle ebeveynlere bağımlı yaşasa da onun birey olduğu unutulmamalı istek ve ihtiyaçlarını giderirken saygı gösterme ihmal edilmemelidir.Çocuk, 0-6 yaş döneminde zihinsel olarak,Montessori`nin "emici zihin" diye adlandırıldığı bir yetiye sahiptir.Aile,bireyi her yönden yetiştirdiği gibi,kendisini toplumda en iyi şekilde temsil eden sosyal bir fert haline getirmelidir.Aile toplumun özüdür,onu tahribe yönelten her şey toplumun tahribine yönelmiş demektir.Kişi yalnızlığa itilip,toplumdan dışlanmamalıdır.Ailenin toplumdaki önemi göz ardı edilmemelidir. Aileye yeterince önem vermeyen batı toplumlarında yıkıcı faaliyetler oluşmuştur. Bunun farkına varan batı toplumları son yıllarda tekrar aileye sarılmışlardır.Kurallar, töre,liderlik,duygu,davranış ve inançların "emilip" benimsenmesi,çocuğun doğumuyla altı yaşı arasındaki "emici zihin" döneminde gerçekleşir. Ailenin toplumdaki rolü, bireye aidiyet hissi kazandırmasından,toplumsal değerleri ve ahlaki normları öğretmesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.Çocuklar,aile ortamında sorumluluk,empati,iş birliği ve saygı gibi temel kavramları öğrenirler.Bu öğrenmeler,onların topluma entegre olabilen,uyumlu ve üretken bireyler olmalarının zeminini hazırlar. Çocuklar,aile içinde duygularını ifade etmeyi,başkalarının duygularını anlamayı ve çatışmaları yapıcı bir şekilde çözmeyi öğrenirler.Bu süreçte kazanılan sosyal beceriler,onların okulda,iş hayatında ve diğer sosyal ortamlarda başarılı olmalarını sağlar.Aile,adeta bireyin sosyal yaşamına açılan ilk kapıdır. Aile bireyi her yönden yetiştirdiği gibi, kendisini toplumda en iyi şekilde temsil eden sosyal bir fert haline getirmelidir.Aile toplumun özüdür,onu tahribe yönelen her şey toplumun tahribine yönelmiş demektir. Kişi yalnızlığa itilip, toplumdan dışlanmamalıdır.Hiçbir öğreti,din,eğitim sistemi kişiyi yalnız bırakmamıştır.Kişinin aile ortamında ilgisiz bırakılıp, eğitilmemesi onun olumsuz güçlerin eline teslim edilmesidir.Batı toplumlarında ailenin kutsallığını kaybetmesi ile birlikte toplumda kargaşa,anarşi kendini hissettirmiştir.Yine suçlu insanlara baktığımızda aile yapısı sağlam olmayan, ailesel birlikteliğin olmadığı ailelerin fertleri oldukları gözden kaçmamaktadır.Ailenin toplumdaki önemi göz ardı edilmemelidir. Aile bağlarının zayıfladığı toplumların yıkıma uğrayacağı asla unutulmamalıdır. Aile birliğindeki çökme ve çözülmelerin artması toplumsal sorunları da çoğaltır.Bu nedenle aile,çocuk ve toplum açısından hem önemli hem de birleştirici rol oynar. Dünya üzerindeki bütün ailelerin bir tek,ortak yanı vardır:İnsanlar kim olduklarını ve nasıl bir kişi haline geldiklerini aile içinde öğrenirler. Açık ve etkin iletişim mutlu ve huzurlu ailelerin ortak özelliğidir. Toplumun ailelerden oluştuğunu belirtmiştik dolayısıyla sağlıksız ailelerin varlığı sağlıksız toplumu oluşturacaktır bu nedenle ailelerin sağlığının bozulması tüm toplumun sağlığının bozulması demektir. Ailenin yaşam döngüsü içinde karşılaşabilecekleri sorunlarda güçlü oldukları baş etme mekanizmalarını kullanmaları fakat bunların yetersiz kaldığı durumlarda her türlü profesyonel danışmanlık almaları tüm aile bireylerinin ve özellikle de çocukların bedensel ve ruhsal sağlıkları açısından önemli ve hatta gereklidir. Aile kurumunun sağlamlığı, bir toplumun geleceğe ne kadar güvenle ilerleyebileceğinin bir göstergesidir. Toplumun sağlıklı bir şekilde gelişmesi, bireylere değer veren ve onları geleceğe hazırlayan güçlü ailelerin varlığına bağlıdır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum