-
Tarihçi-Yazar Hüseyin Alpaslan
Tarih: 28-10-2026 09:51:00
Güncelleme: 28-10-2026 09:51:00
Cumhuriyet fazilettir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ölümsüz tespiti, halkın kendi kendini yönetme iradesini en yüce değer olarak önümüze koyar. Ancak bu fazilet, tek başına bir sistemin varlığıyla kendiliğinden ortaya çıkar mı? Yoksa bilinçli, eğitimli ve sorgulayan bir toplum olmadan demokrasi, sadece şekli bir uygulamadan mı ibaret kalır? Günümüzden asırlar önce antik çağ filozofu Aristoteles, Politika adlı eserinde tam da bu sorunun cevabını arıyordu. Aristo’ya göre demokrasi, ancak bilinçli ve erdemli bir yurttaş topluluğuyla yürütüldüğünde kıymetlidir. Bilinç düzeyi düşük toplumlarda ise demokrasi son derece kırılgan bir yapıya dönüşür. Aristo, kitlelerin duygularını sömüren, hitabet gücü yüksek kişilerin bu tür yapılar içerisinde nasıl öne çıktığını özetlerken; ağzı iyi laf yapan, kitlelerin korku ve tutkularını manipüle eden demagogların kolayca iktidara geldiğini belirtir. Zamanla bu güç, hukuk tanımaz bir diktatörlüğe ya da dar bir zümrenin çıkarını koruyan bir oligarşiye evrilir. Seçimler ve demokrasi halkın gerçek iradesini yansıtmak yerine iktidarı ele geçirmek ve vesayeti korumak için kullanılan bir araç haline gelir. İktidar zaman zaman el değiştirse de değişen tek şey, sistemi kendi çıkarına göre yönlendiren güç odakları olur.
Aristo devleti yönetirken yetkiyi tamamen kontrolsüz kitlelere vermek yerine; kendi içinde eşit, konusunda uzman ve liyakatli kişilerden oluşan kolektif bir yapının karar almasını daha uygun görür. Tarihimize baktığımızda bunun çok çarpıcı ve özgün bir örneğini İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde görürüz. Tarihte lider odaklı figürleriyle tanınsalar da Birinci Dünya Savaşı’na kadar olan dönemde İttihat ve Terakki’nin en yetkili organı olan Merkez-i Umumi, resmî bir başkan olmadan toplanırdı. Üyeler eşit şartlarda masaya oturur, tartışır, kararlar ortaklaşa alınır ve teşkilata bildirilirdi. Yönetimde tek bir kişinin ya da otokratik bir liderin dayatması yerine; kolektif aklın ve uzmanlığın öne çıkarıldığı bu yapı, demokrasinin şekilsel uygulamalarından farklı bir yönetim modelinin de tarihte var olabildiğini gösterir.
Peki günümüzde demokrasi nerede duruyor? Demokrasi; bilgiyle, adaletle ve toplumsal bilinçle harmanlandığında ferdin refahını, özgürlüğünü ve mutluluğunu sağlar. İnsanı merkeze alan, liyakati koruyan ve denetlenebilir bir düzen sunar. Ancak eleştirel düşünceden ve bilinçten yoksun toplumlarda demokrasi; kâğıt üzerinde var olan ama özünde bambaşka bozulmalara yol açan bir illüzyona dönüşür. Sandık kurulur ama seçmen sorgulamak yerine biat etmeyi seçtiği için tek adam rejimi doğar. Kararlar toplumun yararı yerine, partinin içindeki dar bir bürokratik oligarşi tarafından alındığı kapalı yapılara dönüşür. Liyakatin yerini sadakat ve akrabalık ilişkileri alarak nepotizm kurumsallaşır ve devlet mekanizması ehil ellerden çıkıp belirli zümrelerin mülkü haline gelir.
Cumhuriyeti sadece sandıktan ibaret görmek, ona yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Cumhuriyetin bir fazilet olarak kalabilmesi, ancak ve ancak hür iradeli, liyakati savunan ve sorgulayan bireylerin varlığıyla mümkündür. İktidarların sadece şeklen el değiştirdiği, güçlü olanın örtülü vesayetini sürdürdüğü ve nepotizmin kurumsallaştığı bir döngüden kurtulmanın tek yolu; Aristo’nun işaret ettiği o tehlikeyi görmek ve Atatürk’ün hedef gösterdiği fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmektir. Çünkü bilinçli halkın ve hakkaniyetin olmadığı yerde demokrasi bireye refah getiren bir amaç değil; ne yazık ki örtülü monarşiye giden yolda kullanılan elverişli bir araçtır.
Hüseyin Alpaslan
Tarihçi-Yazar
- İTTİHATÇI HAKİKAT
- PROPAGANDA HARBİ VE DİPLOMATİK KUŞATMA: MAVİ KİTAP DEZENFORMASYONU
- MERSENİ DERESİ KATLİAMI
- Belgeler Işığında 1915 Ermeni Komite Faaliyetleri: Lojistik Ağ, Askerî Hazırlıklar ve Stratejik Boyut
- 1922'DEN BUGÜNE DERSLER
- TARİHSEL HAFIZA, İÇ CEPHE VE BEKA
- LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI’NIN KISA TARİHSEL ANALİZİ
- KOD ADI ZEYTUN: BİR ASIRLIK KUŞATMANIN ANATOMİSİ
- İSRAİL’İN SOYKIRIM KARARI KARŞISINDA TARİH, HUKUK VE ARŞİV GERÇEKLERİ
- NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE: BİR ERMENİ VATANSEVER: BERÇ KERESTECİYAN TÜRKER
- MUSA DAĞI’NDAN BEKA’YA: ERMENİ KOMİTELERİNDEN PKK’YA UZANAN İHANET HATTI
- ZAMANSIZ DÖNGÜ: 1915’İN VESİKALARINDAN GÜNÜMÜZ ERMENİSTAN SEÇİMLERİNE ARAÇSALLAŞTIRILAN İRADELER