-
Tarihçi-Yazar Hüseyin Alpaslan
Tarih: 20-06-2026 22:34:00
Güncelleme: 20-06-2026 22:34:00
.jpg)
Tarih, sadece savaşların ve antlaşmaların kuru bir dökümü değildir; tarih, aynı zamanda kader birliği etmiş insanların vicdanlarında filizlenen o sarsılmaz aidiyetin adıdır. Bugün, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözünün sadece bir slogan değil, iliklerine kadar hissedilmiş bir vatanseverlik şuurunun tezahürü olduğunu anlamak istiyorsak, Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı olan Berç Keresteciyan Türker ismini altın harflerle hafızamıza kazımalıyız.
1870 yılında Afyonkarahisar’da dünyaya gelen Berç Bey, aslında imparatorluğun o çok kültürlü ve zengin dokusunun en kıymetli parçalarından biriydi. Galatasaray ve Robert Koleji’nden mezun, yedi dil bilen, dönemin maliye ve iktisat dünyasında bir yıldız gibi parlayan bir aydındı. Ancak onu bizim için unutulmaz kılan, bu akademik donanımı değil; vatan uçurumun kenarındayken takındığı o sarsılmaz duruşuydu.
1919 yılının o puslu Mayıs günlerinde, İstanbul işgal altındayken, Millî Mücadele’nin kaderi bıçak sırtındaydı. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a doğru yola çıkmaya hazırlanırken, Bandırma Vapuru’nun Karadeniz’de İngilizler tarafından batırılacağı istihbaratı gelmişti. İşte o kritik anda, hayatını hiçe sayarak bu hayati bilgiyi Paşa’ya ulaştıran kişi, Osmanlı Bankası Müdürü Berç Keresteciyan’dı.
O, sadece bir istihbarat kaynağı değildi. İnebolu üzerinden Anadolu’ya akan sıhhi malzemelerin, ilaçların ve gizli bölmelerde saklanan silahların İstanbul’daki isimsiz kahramanıydı. Kızılay (Hilâl-i Ahmer) ikinci başkanı olarak, işgalin gölgesindeki İstanbul’da Millî Mücadele’ye nefes veren bir damardı. O, vatanına olan sorumluluğunu, kökeninden gelen aidiyetle değil, bu topraklara duyduğu derin bağlılıkla tanımlamıştı.
Cumhuriyet kurulduğunda ise bu kez Meclis sıralarındaydı. Mustafa Kemal Atatürk, onun bu sadakatini ve vatan sevgisini “Türker” soyadı ile taçlandırdı. O, Afyonkarahisar milletvekili olarak Türkiye’nin iktisadi kalkınması için ter döken, orman yangınlarına karşı Meclis kürsüsünden dert yanan gerçek bir Anadolu evladıydı.
Berç Türker’in hikâyesi, kimliklerin ötesinde bir “biz” olma bilincinin zaferidir. Bugün yaşadığımız coğrafyada huzurla nefes alabiliyorsak, bunda Berç Bey gibi, kökeni farklı olsa da kalbi ay-yıldızlı bayrak için çarpan vatanseverlerin gizli emeği vardır.
O, "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözünün et ve kemiğe bürünmüş halidir. Bir yazı, bir insanın vatanına duyduğu o derin sadakati anlatmaya yetmez belki ama hatırlamak, hepimizin boynunun borcudur.
Ruhun şad olsun Berç Bey; biz bu güzel yurdu, senin ve senin gibi isimsiz kahramanların emaneti olarak yaşatıyoruz.
Hüseyin Alpaslan
Tarihçi-Yazar